BAYRAMPAŞA İLÇE TEŞKİLATI

İLÇE TEŞKİLAT BİLGİLERİ

ÜYE GİRİŞİ



SİTE'Yİ GEZENLER:

Şuanda 5 konuk çevrimiçi

İSTATİSTİKLER

Üyeler : 12
İçerik : 43
İçerik Tıklama Görünümü : 8692
YURT PARTİSİ BAYRAMPAŞA İLÇE TEŞKİLATI

Sadettin Tantan

  
 
 

2011 GENEL SEÇİMİNDE HANGİ PARTİYE OY VERECEKSİNİZ.?

 Oylamaya katılmak için alttaki link'i Tıklayınız!

 

http://2011secim.tr.gg/2011-GENEL-SE%C7%26%23304%3BM-ANKET%26%23304%3B.htm 

 ================================================

 Genel Başkanımızın FLAŞ TV deki açıklamaları

TANTAN: PKK HAYALİ İHRACAT YAPAN ORGANİZE BİR SUÇ ÖRGÜTÜDÜR. DEVLETİN İÇİNDEKİ VATANSEVERLERİN YAPTIĞI ÇALIŞMALARI KÜÇÜK BİR BÖLÜMÜ ORTAYA ÇIKTI. ESAS BÖLÜM DE ORTAYA ÇIKACAK…
 
Yurt Partisi lideri Sadettin Tantan, dün gece Flash TV’de çarpıcı açıklamalar yaptı. Tantan’ın yaptığı açıklamaları satır başları şöyle:
 
“Terör çok çabuk ve basit bir şekilde biter”
 
·         Çok basit ve çabuk biter. Uzun yıllardan beri çok büyük deneyimler elde edildi. Terörün bitmesi için iradeye ihtiyaç var. Siyasi irade sadece iktidar değil muhalefeti de içine alıyor. Bugüne kadar terör ve teröristle mücadele sadece güvenlik ve kolluk güçlerine havale edilmiş durumda. Hukuki alt yapılarda boşluklar var. 2002 tarihi itibariyle iktidara gelen AKP, geldiği günden bu yana terör ve teröristle mücadele etmek için hiçbir çaba içinde olmadığı gibi, var olan alt yapıların da içini boşalttı.
 
“AB ve ABD’den daha ilerde açılımlar yaptık”
 
·         AB Uyum Yasaları çerçevesinde yasalar düzenliyoruz derken, AB ülkelerinde, ABD’de dahi olmayan çok büyük açılımlar yaptı. Bu açılımları yaparken güvenlik ayağının içini boş bıraktı. Bilerek mi değil mi bilinmiyor? Türkiye’nin hak ve özgürlükler açısından birtakım açılımlara ihtiyacı vardı fakat bunu yaparken de devletin alt yapısı düzenlenmeliydi.
 
“Siyaset icazetle iktidar olduğunu söyledi”
 
·         Yine söylüyorum: Hukuk, yasa önemli ama hepsinden önemlisi siyasi irade. Siyasi irade eğer iktidara gelmek için dışarıdan icazet aldığını söylüyorsa, onun istekleri doğrultusunda bu coğrafyada hareket ediyorsa, terörle mücadele etmesi mümkün değildir. PKK terör örgütünün kuruluşu, amacı, Bekaa’ya giderken kimler tarafından götürüldüğü, kimler tarafından kollandığı, bizi kuşatan ülkeler de nasıl büyüdüğü, orada kaç kişiyken sonra nasıl 5 bin 6 bin rakamlarına ulaştığı, devletin arşivinde duruyor. Neden mücadele edemiyor?
·         2005 yılında Varşova Sözleşmesi’ne göre, terörün övülmesi suç. Türkiye ne yapmış? Suç kapsamından çıkarmış.
 
“PKK hayali ihracat yapan organize suç örgütü”
·         PKK terör örgütü bugün holdingleşmiş, medya patronu olmuş durumda. Her türlü hayali ihracat içinde faaliyetlerini sürdürürken müdahale edilmiyor. Mersin Serbest Bölge’den gümrüklü sahalara kadar aktif durumda PKK.
·         Siyasetçi tutsak olduğu için PKK terörüyle mücadele edemiyor. Kirli ve kimliksiz siyasetçiler, kirli ve kimliksiz sermaye tarafından arşivlendiği için, teslim aldığı için mücadele edemez!
·         Her şey bilinmiyor mu? Meclis Araştırma Komisyonu’nda Akaryakıt Kaçakçılı’yla ilgili rapor hazırlanmadı mı? Başbakan bilmiyor mu? Bu raporda, PKK’nın akaryakıt kaçakçılığından yılda 250- 300 trilyon lira kazandığı yazılmadı mı? Bu dosya neden sümenaltında? Neden bu dosya ve elde bulunan başka dosyalar gündeme getirilmiyor? Getirilmiyor! Muhalefet de olmadığı için bunlar gündeme gelmiyor. Görüyorsunuz her şey ortada.
·         BDP, ABD’de büro açıyor. Siyasetçileri, “liderimiz İmralı’da, muhatap alınmalı” diyor. Nerede görülmüş bir organize suç örgütüyle muhatap olmak? Bize dayatılana bakın! İşadamından siyasetçisine, televizyon televizyon gezen kendisini entelektüel sanan saklı iştirakçisinden akademisyenlerine kadar “İmralı muhatap alınmalı” diyorlar.
·         Eski MİT yetkilisi diyor ki, “PKK’yı MOSSAD’ın desteklediğini biliyoruz”… Biliyorsan kardeşim, Meclis’in yapması gereken nedir? Meclis diyecek ki, “Bu tür bilgiler varsa, Başbakan’a bu bilgiler geldi mi? Geldiyse neden uygulamaya sokmadı? Gelmediyse kim getirmedi?”…
·         2005 Nisan’dan önce AB üyeleri bir araya geldiler ve “Suç olmadan önce önleyici çalışmalar yapalım” kararı aldılar. Biz de var mı? Yok! Kaç yıldır terörle iç içeyiz, terör bilgi bankamız yok! İstihbarat alt yapımız yok! DGM’ler kalktı, Özel Yetkili Mahkemeler kuruldu, arşiv ortadan kalktı! Kargaşa var! Bilinçli bir projeyle Türkiye bu duruma getirildi.
·         Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Türkiye gibi ülkelerde uzun zamandır çalışmalar yapılıyor. İnsanların zihinleri uzun zamandır tutsak alındı! Siyasetçi, kirli ve kimliksiz oldu… Bürokrat kirli ve kimliksiz oldu… Süreç içerisinde insanların zaafiyetleri arşivlendi ve yeri gelince de kullanıldı!
·         Bugün bilinmeyen o kadar olay var ki! Sümenaltında bekleyen o kadar çok dosya var ki! PKK’nın hayali ihracat olayı basına yansımaya başladı. Ama küçük bir bölümü. Bu olay daha büyük! Bu çalışmalar, devlet içerisinde vatanını seven insanların çalışmasının bir ürünü. Üretilen bu ürünü adalete taşımanız için siyasi iradenin arkasında olması gerekiyor.

_______________________________________________________________

TERÖRÜ SİYASETİN 'PANAYIR ÇAKALLARI' ÇÖZEMEZ..."

Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan, dün akşam BEYAZ TV’DE bu sabah da FLAŞ TV’de çarpıcı açıklamalar yaptı. Tantan, devletin arşivlerinin artık haykırdığını, bugünkü siyasetin tutsak olduğu için “hareket edemediğini”, “PKK’yla masaya oturalım” diyenlerin “saklı iştirakçiler” olduklarını ve terörü siyasetteki “panayır çakallarının” değil, kendilerinin çok basit bir şekilde çözebileceklerini söyledi.

 

İşte Sadettin Tantan’ın açıklamalarından satır başları:

·         Yaşadığımız olaylarla kamuoyu birdenbire korku ve paniğe kapıldı. Bunlar çok süratli bir şekilde ortadan kaldırılabilir. Zor değil. PKK terörünü yok etmek çok kolay. PKK terör örgütünün kurulduğu günden bu yana yaşadığı değişimlere baktığınız zaman, başlangıcı farklı bugünkü yüzü daha farklı. Artık insanların kafalarına kırbaçla vurup “PKK budur? Örgütü kullananlar bunlardır” anlatmaya gerek kalmadı. Fazla derinlere inmeye de gerek yok. Artık her şey aleni.

·         Devletin arşivleri haykırıyor artık: Yeter diyor!

·         Saklı iştirakçilerden, “PKK’yla masaya oturun. Masaya oturun. Anlaşın” cümlelerini televizyonlarda duyuyoruz. Dünyanın hiçbir ülkesinde organize suç örgütüyle masaya oturulmaz. Bu konuşulamaz. Ama bunu işadamı, gazeteci, akademisyen televizyonlara çıkıp konuşuyor.

·         Abdullah Öcalan aktör.  Konuşturanlara bakın. Söylediklerini tek tek yazabilecek kapasitesi yok. Gerçekçi olmak lazım. Devletin arşivlerinde kim kimdir, biliniyor. Artık yabancı basın bunu kafamıza vuruyor. Çok fazla geriye gitmeye gerek yok. 2005’li yıllarda çıkan haberlere bakın. ABD’li yetkililerin Kandil’de kimlerle görüştüğü, ne gibi faaliyetler içinde oldukları yazıldı çizildi. Roj Tv’nin akreditasyonun dahi NATO tarafından yapıldığını birkaç yıl önce Rasmussen itiraf etti.

·         Türkiye’yi bölmek isteyen örgüt, büyük ekonomi siyasi iradi güce ulaşırken adeta devletle ve siyasetle pazarlık noktasına gelmiştir ve siyasi iktidar, içten ve dışarıdan gelen “Örgütle masaya otur” tehdidi altına girmiştir.

·         İktidar, dış politikada icazet aldığı ülke adına politika üretirken, Türkiye aleyhine gelişen olaylara, iktidarda kalmak için göz yummaktadır.

 

·         AKP, bir taraftan süreç içerisinde çıkarttığı yasal düzenlemelerle, hak ve özgürlükler bakımından AB ve ABD’nin dahi üzerinde açılım sağlarken güvenlik ayağının içini de boş bırakmıştır.

 

·         Ne yapmak gerekiyor? Mesele bu! 3 Kasım 2002’den bu yana AKP, uyum yasaları çerçevesinde özgürlük ve güvenlik ayağını düzenlerken, AB’de dahi olmayan “özgürlük”ler konusunda açılımlar sağladı.

·         Türkiye 80 öncesi ve 80 sonrası yaşadığı psikolojiden kaynaklanan sorunlarını ortadan kaldırmak için hak ve özgürlüklere önem verirken, AB ülkelerinde olmayan açılımlara imza attı. Örneğin, 2005 Varşova Sözleşmesi var. Bu sözleşmede, terörü koruyan, terörü takdir eden, propagandasını yapanlar suçlu olarak değerlendiriliyor. Avrupa Parlamentosu’nda bu sözleşme varken biz ne yaptık?

 

·         Türkiye’de terörün propagandasını yapmak, övmek suç değil. AB’ye girmek istiyoruz ama AB böyle bir karar alıyor! Teröre karşı sert bir tutumları var. Bizse terörle mücadele edemiyoruz. Bunu sormak gerekiyor! Karşımızda terör örgütü var hem de organize suç örgütü olarak… Sen ne yapıyorsun? Hiçbir temel alt yapın yok, güvenlik ayağının içi boşaltıldı, hak ve özgürlükler ayağının içiyse dolduruldu. Suç olmadan önce önleyici tedbirler bakımından güvenlik ayağının içi bomboş.

·         Vatandaşınız can mal güvenliğini, bayrağınızı koruyabilmeniz için suç olmadan önleyici tedbirleri alma konusunda daha da ileriye gitmeniz gerekiyor. Bu konuda hukuki alt yapınızı yapmanız gerekiyor! Suç olduktan sonra millet ayağa kalkıyor. Suç olduktan sonraki hukuki mevzuatınız ayrı, olmadan öne ayrı olacak. OHAL tartışılıyor, birtakım insanlar konuşuyor. Bunlar aldatmadan başka bir şey değil. Hukuki araçlarınız yok. Teröristle mücadele TSK’ya havale edilmiş vaziyette o da bunu kabul etmiş durumda. Terörle, teröristle mücadele tamamen siyasi iradenin olmalıdır.

·         Ben yasama organının içinde olsaydım yani bir partinin siyasi başkanı olsaydım, özellikle MİT yetkililerinin basına yansıyan söylemleri dikkate alındığında otomatik olarak Meclis araştırması isterdim. Ne isterdim? MİT’in bugüne kadarki faaliyetlerinin denetlenmesi açısından araştırma isterdim.

 

·         Çünkü basına yansıyan söylemlere bakıyorsunuz hayrete düşüyorsunuz! MİT yetkilileri başlangıçta PKK’nın siyasallaşması için çaba gösterdiler. Şunu söylüyorum: Acaba yıllar içerisinde, değişik hükümetler zamanında, daha yeni, MİT’te görev almış Cevat Öneş, “İsrail’in PKK’ya destek verdiğini biliyoruz” dedi. Desteklediğini biliyorsanız, bu bilgiyi Başbakanla paylaştınız mı?

·         Yabancı servislerin faaliyetleri, silahlı ve silahsız örgütler tarafından, Başbakanlığa geldi mi? Eyleme dönüştü mü dönüşmedi mi? Kim engelledi? Bu bilgiler eyleme sokulması için birime verildi de orada mı yok edildi?

·         Bence istihbarat kuruluşları ülkemize hizmet ediyor ama siyasi tutsaklık var.

·         Burada, bunları araştırmadan sonuca ulaşamazsınız! Bugün, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın dahi “Kozmik Odası”na girilip adli denetim yapılmadı mı? Bana göre, istihbarat kuruluşlarının da hem adli anlamda hem de siyasi anlamda acil bir şekilde denetlenmesi gerekiyor!

·         Güvenlik mimarlığı çerçevesi içerisinde önleyici suçlar açısından  Türkiye Başsavcılık Müessesi kurulurken bütün suçlar bakımından da arşiv oluşturulmalı, bilgi bankaları kurulmalıdır.(DNA Bilgi Bankası, Terörle Bilgi Bankası gibi…)

·         Bu bankalar kurulursa parlamentonun yüzde 80’i bu bankalara takılır.

·         Burada çalışacak hakim- savcıların, nitelikli kolluk güçlerinin, nitelikli uzmanların insanların yetiştirilmesi şart. Suçlar bakımından Araştırma enstitüleri kurulmalı. Organize suç örgütlerini ve terör örgütlerini besleyen, kayıt dışı ekonomi kara pa ekonomisi, yolsuzluk ekonomisi, kumar ve fuhuş ekonomisine karşı mücadelede uluslar arası sözleşmelerin içeriğine göre yeni yasal alt yapılar ve bunlarla ilgili mücadele edecek istihbarat ve kolluk güçlerinin görev tarifi yapılmalı. Yurtdışında da bu mücadeleyi yürütecek istihbarat ve diğer güçlerin görev tanım tariflerinin yeniden yapılması gerekmektedir.

·         Sorun ancak siyasi irade ile çözülür. Oysa AKP iktidara geldiğinden beri PKK ile mücadele etmekten kaçınıyor. Çünkü PKK ile mücadele ederse iktidarda kalamayacağını biliyor.

·         AKP iktidara geldiğinden bu yana uygulamalarıyla terörle mücadele etmiyor.

·         PKK ile Kürt sorununun eşdeğer tutulması kabul edilemez bir yaklaşım. PKK’ya karşı en büyük mücadeleyi halkımızla birlikte, kolluk ve güvenlik güçleri vermiştir. İktidarın uyguladığı siyasetle PKK’ya karşı mücadele edenler adeta sahipsiz bırakıldılar. Bu politika tehlikeli…  

 

·         PKK, bir terör örgütüdür ama bir özelliğiyle de organize suç örgütüdür. PKK’yla mücadelede, zihinlerin gerçek bilgilerle zenginleştirilerek, toplumun bilinçlenmesi şarttır” dedi.  

 

·         İktidar sorunu bürokrasiye havale ederek, sorumluluğu üzerinden atıyor. Yasal altyapı ve irade olsa PKK’lılar gezemez. Ama AKP iktidara geldiğinden beri PKK ile mücadele etmekten kaçına gelmiştir. Hem ekonomik, hem siyasi hem de psikolojik anlamda PKK egemen olmuştur. AKP, PKK ile mücadele ederse iktidarda kalamayacağını biliyor. Çünkü PKK’yı kullananlar bunu böyle istiyor. PKK’yı kurdurtan, ona katkı sağlayan ülkelerin desteği çok açık.

 

·         Artık iç güvenlikten TSK’nın çekilmesi lazım. Terörle mücadelede en son kullanılacak güç olmalı. İç güvenlikte, suçlarla mücadele edecek kolluk güçlerinin, istihbarat örgütlerinin yeniden görev- tanım- tarifi yapılmalı ve hukuki ve kurumsal alt yapıları Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre belirlenmeli.

 

·         Yurtdışında da bu mücadeleyi yürütecek istihbarat ve diğer güçlerin göev tanım tariflerinin yeniden yapılması gerekmektedir.

 

·         Kolluk güçleri, istihbarat güçleri nitelikli hale getirilseydi, Türkiye’deki bölücü hareketler, silahlı ve silahsız örgütler yaygın bir şekilde hareket edemezdi. Çok süratli bir şekilde terör ve hareketleri ortadan kaldırılabilirdi. Ama olmadı. Türkiye’de, güvenlik zafiyetinin oluşmasındaki en büyük eksiklik, görev- tanım- tariflerinin çağa göre yapılmamasından kaynaklanmaktadır.

 

·         Klasik anlamda mücadele anlayışı başarılı olamaz. Uluslararası Güvenlik Siyaset Stratejisi Belgesi’ne göre, iç ve dış tehditler yeniden tespit edilmeli, bu tehdit algılamalarına göre kurumsal alt yapılar iç ve dış güvenlikten sorumlu hukuki ve kurumsal alt yapıları güçlendirilmeli, aktif, operasyonel, hareket kabiliyeti yüksek konuma getirilmelidir.

 

·         Ülkeleri ve bizi de tehdit eden enerji savaşlarına, ekonomi savaşlarına ve yüksek teknolojiden doğan savaşlara karşı, enformasyon ve bilgi savaşları, hukuk savaşlarına karşı halkı sürekli bilinçlendirirken, halka beraber bu mücadeleyi yürütecek (içeride ve dışarıda) kurumların da süratli bir şekilde belirlenmesi gerekiyor. Bunlarla mücadele edecek nitelikli insanlar yetiştirilmelidir.

 

·         Yıllarca PKK’ya karşı direnen, ülkesine, devletine sahip çıkan, halkımız AKP iktidara geldikten sonra sanki PKK’ya direnmesi sanki bir suçmuş gibi dışlanarak, PKK’ya mahkum edilmiştir. PKK’nın siyasi, idari ve ekonomik aktörleri zenginleşirken, Kürt vatandaşlarımızın büyük bölümü, PKK’nın tehdidi altında, hem ekonomik anlamda çökertilmiş, cahil, yoksul bırakılmış, hem de kendi ülkesine yabancılaştırılmıştır.

 

·         Terörün finansmanına yurt içi ve dışında el konulmalıdır. Terörle mücadelede Türkiye idamla ilgili hukuksal düzenlemeleri ceza sistemine yeniden sokarak başta İmralı olmak üzere etnik- bölücü faaliyet gösteren herkese karşı hukuki altyapıyla gereği yapılmalıdır. Bugüne kadar PKK’yı marka gibi kullanarak içte ve dışta, gayrı yasal zeminde zenginleşenlerin, zenginleşerek teröre finansör olanların mal varlıklarına el konulmalıdır.

______________________________________________________________________

Sadettin Tantan'ın Yeniçağ Gazetesindeki Açıklamaları:Hedefleri CUMHURİYET!

Haber: Fatih ERBOZ
İDAMININ 85. yıl dönümünde Şeyh Said için AKP-BDP işbirliğiyle düzenlenen adı konmamış iade-i itibar operasyonuna tepki yağdı. CHP’li Arıtman, haini onore edenlere karşı savcıları göreve çağırırken, CHP’li Durgun “AKP bu tür konuları kaşıyarak ne hedefliyor!” dedi.
YURT Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan da Şeyh Said’in İngiliz çıkarlarına hizmet ettiğini hatırlatarak şunları söyledi: Şeyh Said’i anma girişiminin perde arkasını Türk milleti iyi bilmek zorundadır. Çünkü 2000’lerde Türkiye, özellikle etnik ve dini temelde ayrıştırılmak ve dönüştürülmek istenmektedir.
İngilizlerle işbirliği yaparak Türkiye Cumhuriyeti’ne isyan eden Şeyh Said için 85 yıl sonra yapılan anma törenleri dün de devam etti. Diyarbakır’da, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve BDP’liler tarafından Şeyh Said için anma paneli düzenlendi. Panelin ardından ise Şeyh Said ve 46 isyancının asıldığı Dağkapı Meydanı’nda basın açıklaması yapılarak mevlit okutuldu. Şeyh Said için ilk kez cüret edilen anma etkinliklerine siyasiler sert tepki gösterdi. Muhalefet, Türkiye’nin ikinci bir isyana sürüklendiğini iddia etti.
Bölücülerin işine yarar
CHP İzmir milletvekili Bülent Baratalı Şeyh Said isyanının yeniden gündeme getirilmesinin, bölücü örgüt PKK’nın ve onun uzantılarının bazı taleplerinin olduğu süreçte bu talepleri gerçekleştirmek adına bir “Tam zamanıdır” göstergesi olarak ele alınabileceğini kaydetti. Baratalı, Şeyh Said isyanının 1925 yılında çıkmasının tarihsel anlamının genç laik cumhuriyete karşı bir ayaklanma olmasından kaynaklandığını belirterek, “Bugün yaşananlar ‘bazı taleplerin tam zamanı’ olarak algılanmasının bir göstergesi olarak yorumlanabilir” ifadelerini kullandı.
Hedef cumhuriyet rejimi
Şeyh Said isyanının olduğu dönemde Lozan Antlaşması’nda ileri bir tarihe bırakılan Musul-Kerkük statüsünün belirlenmesinin dikkate alınmasının gerektiğini belirten Baratalı, “Cumhuriyet’e karşı yapılan bu kalkışma girişiminin bahsettiğim nedenden dolayı dış güçler uzantısı bulunmaktadır. Bugün gelinen noktada da bazı kuruluşların ve kişilerin ’federasyonu tartışmalıyız’ dediği zeminde bir anlam taşıyabilecek nitelikte. Türkiye’de bir gevşek federasyon tartışılmak istenmektedir. Bölgede bazı yerel yöneticilerin taleplerinin de söylemlerinden bunu çıkartabiliyoruz. Bu ortamda elbette bir anlam taşımaktadır” dedi.
AKP kaşıyor!
CHP Hatay Milletvekili Gökhan Durgun da, AKP iktidarının bu tür konuları adeta kaşıyarak politika oluşturmak istemesinin doğru bir yaklaşım olmadığını belirterek, şunları kaydetti: “AKP iktidarı geldiği günden bu yana bu tür konuları adeta kaşıyarak politika üretmeye çalışıyor. Bunlar Türkiye için doğru yaklaşımlar değildir. Bizim birlik ve bütünlüğe ihtiyacımız var. Tarihten biliyoruz ki Şeyh Said zihniyetindeki çizgi, laik, demokratik, Atatürk ilkeleri doğrultusunda oluşturulmuş Cumhuriyet’in karşısında bir çizgi. AKP iktidarı bunları gündeme getirerek çok yanlış bir icraat ortaya koymak istiyor. Bunun da ötesinde kamuoyunda kırmızı anayasa olarak bilinen metinde irtica konusuyla ilgili olarak değişiklik yapılmak isteniyor. Bu plan ve programla oynanmak isteniyor. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti’ne hiçbir şekilde yarar getirmez. Kısacası AKP iktidarı yanlış yoldadır.”

_____________________________________________________________

  TANTAN TASFİYE OLMASAYDI…

 Posta gazetesi yazarı Nedim Şener köşesinde, “Eğer DSP-ANAP MHP koalisyon hükümeti, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ı tasfiye etmeseydi, ‘Kasırga’ adıyla başlayan banka yolsuzlukları, vergi kaçakçılığı, hayali ihracat, teşvik ve enerji yolsuzlukları operasyonlarını tamamlasaydı, AK Parti’nin iktidar şansı çok zayıftı” dedi…

 Yunanistan’da ekonomik kriz sonrası sokağa dökülenler, ‘Hırsız politikacılar kodese’ diye bağırıyordu. Halkların kaderi budur; soyulmakla kalmaz, bir de yolsuzlukların faturasını mecburen ‘kemer sıkarak’ ödemek zorunda bırakılırlar. Türkiye’de de 2001 krizinin sebebi yolsuzluklardı. Herkes dönemin Devlet Bakanı Hüsamettin Özkan ile 10’uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer arasındaki Anayasa kitapçığı fırlatma olayını hatırlar da, nedenini bilmez. Sebep; Halkbank’taki yolsuzluk iddialarıydı.
 Halk siyasetçileri tasfiye etti

Halkbank’tan sorumlu Bakan Hüsamettin Özkan bankadaki yolsuzlukları örtmekle suçlanırken, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Devlet Denetleme Kurulu’nu devreye sokmak istedi. Bakan Hüsamettin Özkan, “Buna yetkiniz yok” deyince Sezer, masadaki Anayasa kitapçığını Hüsamettin Özkan’ın önüne itti. Hüsamettin Özkan da kitapçığı Cumhurbaşkanı Sezer’e aynen geri gönderdi! İşte o zaman ‘devlet krizi’ çıktı ve 2001’deki ekonomik çöküş yaşandı. 1990’larda sahipleri tarafından içleri boşaltılan bankalara tek tek el konurken, halk, yolsuzlukların sorumlusu olarak gördüğü siyasetçileri tasfiye etti ve Adalet ve Kalkınma Partisi’ni iktidara taşıdı.

Operasyonlar tamamlanmalıydı
Eğer o günkü DSP-ANAPMHP koalisyon hükümeti, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ı tasfiye etmeseydi, ‘Kasırga’ adıyla başlayan banka yolsuzlukları, vergi kaçakçılığı, hayali ihracat, teşvik ve enerji yolsuzlukları operasyonlarını tamamlasaydı, AK Parti’nin iktidar şansı çok zayıftı. Dönemin başbakanı Bülent Ecevit daha sonra Sadettin Tantan’a, “Görevden alınmanıza mani olmamak hataydı” diyerek gönlünü alsa da kaybeden Türkiye oldu.

O esnaf acaba bugün ne yapıyor?
O gün yolsuzluğa adı karışanların tümü güçlerini bugün de koruyor. Sadettin Tantan’ı tasfiye eden dönemin Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz bugün Demokrat Parti Rize Milletvekili. Sadettin Tantan Meclis dışında. O dönemde Tantan da, Mesut Yılmaz da ANAP’lıydı. En büyük üzüntüm, faturanın yolsuzluklar ve ekonomik krizde hiç sorumluluğu olmayan rahmetli Başbakan Bülent Ecevit’e çıkarılmasıydı. Bir esnaf, protesto için Ecevit Başbakanlık’tan çıkarken önüne yazar kasa fırlatmıştı. Acaba o esnaf bugün ne yapıyor? Hâlâ yazar kasası var mı? O da Yunanistan’daki kızgın çoğunluk gibi, ‘Hırsız politikacılar kodese’ diye bağırmayı düşünüyor mu?

Soğanı da yaz hocam!
Vatandaş terör, işsizlik, hayat pahalılığından kırılıyor. Siyasilerin gündemi başka: Anayasa değişikliği paketi! İsminin önünde profesör unvanı bulunan Zaman Gazetesi yazarı İhsan Dağı, Anayasa paketinde parti kapatmayı zorlaştıran madde düşünce köşesinde, “AK Parti içindeki Ergenekon şebekesi harekete geçti” diye yazdı. Hükümetin ve cemaatlerin istediğini yapmayan herkes Ergenekoncu diye yaftalanıyor. Hatta birkaç gündür AK Parti içindeki Ergenekoncular aranıyor. Artık AK Parti yandaşları için vatandaşlar ikiye ayrılıyor: Ergenekoncular ve Ergenekoncu olmayanlar. Ama sokaktaki adama sorun bakalım gündemi ne? Ben hatırlatayım: Terör, işsizlik, hayat pahalılığı. En çok konuşulan da bir türlü düşmeyen soğan ve et fiyatları. Bir profesör çıkar ‘Soğan ve et fiyatlarının arkasında Ergenekoncular var’ diye yazarsa şaşırmam!

NEDİM ŞENER/ POSTA/ 7 MAYIS 2010

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

SADETTİN TANTAN’DAN YENİ HABER’E ÇARPICI AÇIKLAMALAR

12 Eylül 1980 öncesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde yapmış olduğu çalışmalar ve göstermiş olduğu başarılar ile halkın gönlünde taht kuran ve  “Efsane” olarak anılan,  İstanbul-Fatih İlçesinde Belediye Başkanlığı görevinde bulunan, ANAP-MHP-DSP koalisyonunda İç İşleri Bakanlığı koltuğunda oturan, İç İşleri Bakanlığı görevindeyken yapmış olduğu çalışmalar ve göstermiş olduğu başarılı yönetimi ile bir kez daha halkın gönlünde yer bulan, siyasi literatüre sokmuş olduğu “Ekonomik Yolsuzluk” kavramı ile milyonların duygularına tercüman olan, şüphe getirmeyen dürüstlüğü, ilkeli ve tutarlı siyasi kimliği, Devlet’in menfaatlerinden  dirhem taviz vermeyen siyasi duruşu ile siyasi yaşamda her zaman örnek alınan bir isim olan ve Yurt Partisi’nin Genel Başkanlığı koltuğunda oturan Sadettin Tantan, “Yeni Haber Gazetesi”ne özel olarak yapmış olduğu birbirinden çarpıcı ve çok ses getireceğine inanılan önemli açıklamaları ile bölge gündeminin ilk sırasına oturdu.

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Aytekin Seçkin ile İstanbul’daki çalışma ofisinde bir araya gelen, Siyasetten-Ekonomiye, Özelleştirmelerden- Genel Seçimlere kadar bir çok konuda çok önemli açıklamalarda bulunan Tantan,a karşı gösterilen yoğun ilgi ve sevgi, “vefa” kavramının, İstanbul’da sadece bir semt adından ibaret olmadığını göstermesi açısından da son derece dikkat çekici idi.

“Yitirilmemesi ve ülke insanı için vermiş olduğu onurlu mücadelesinde sonuna kadar sahip çıkılması gereken nadir siyasetçilerden bir tanesi” olarak tanımlanan Sadettin Tantan ile yapılan ve bölge genelinde “Yılın Röportajı” olarak da adlandırılan söyleşiden gazetemize yansıyan çarpıcı açıklamalar, gazetemizin önümüzdeki sayısında okuyucuları ile buluşmaya hazırlanıyor.

 -------------------------------------------------------------------------------------------------


  
 
Valid XHTML 1.0 Transitional
Valid CSS!
LDR Interactive Technologies