BAYRAMPAŞA İLÇE TEŞKİLATI

İLÇE TEŞKİLAT BİLGİLERİ

SADETTİN TANTAN RÖPORTAJLARI

VİDEO GALERİSİ

ATATÜRK KÖŞESİ

ÜYE GİRİŞİ



SİTE'Yİ GEZENLER:

Şuanda 2 konuk çevrimiçi

İSTATİSTİKLER

Üyeler : 12
İçerik : 44
İçerik Tıklama Görünümü : 9640

ANKET:

ANAYASA REFERANDUMUNDA NASIL OY KULLANACAKSINIZ?
 
ANASAYFA'NIN DEVAMI.2 e-Posta

  MİT'E YENİ MODEL TARTIŞILIYOR

İçişleri eski Bakanı ve Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan, yıllar öncesinden, istihbaratın yeniden düzenlenmesi için çağrı yapıyor. Tantan, Türkiye’nin yabancı istihbarat örgütlerince bir mücadele alanı haline getirilmesine rağmen, gereken yanıtın verilmediğini dile getirerek, istihbaratta yeni bir düzenlemenin şart olduğunu söylüyor. Hakan Fidan’ın açıklamaları sonrası Avaztürk’e konuşan Sadettin Tantan, önerdiği model konusunda bilgi verdi.

Gerekli birimlerin kurulmasından önce adli ve meclis araştırması yapılarak Türkiye’deki bilgi ağındaki eksiklikler, hukuki, idari anlamda eksiklikler, yanlışlıkların tespit edilmesi gerektiğini söyleyen Tantan, böylece yeni kurumlar oluşturmak için yeni görev tanım ve tariflerinin net olarak yapılabileceğini kaydetti.

 Bütün teşkilatlarının, gerek adli anlamda, gerekse meclis araştırması anlamında denetime tabi tutulmasının önemine işaret eden Tantan’ın önerisine göre öncelikle alanlarına göre istihbarat birimleri oluşturulmalı. Bu birimler şunlar:

 - Mali İstihbarat Teşkilatı (Maliye Bakanlığı’na bağlı)

 - Ticari İstihbarat Teşkilatı (Ticareti düzenleyen, denetleyen yapılara bağlı)

 - Kamu Ekonomisi İstihbarat Teşkilatı

 - Enformasyon, Bilgi, Enerji, İleri teknoloji ve Hukuk savaşlarına karşı mücadele yürütecek İstihbarat Teşkilatı

 - Silahlı Kuvvetlerle ilgili İstihbarat Teşkilatı

 - Kolluk Kuvvetleri ile ilgili İstihbarat Teşkilatı

 - Özel Sektör İstihbarat Teşkilatı (Türk kimlikli, uluslar arası alanda hizmet veren

 - İç İstihbarat Teşkilatı

- Dış İstihbarat Teşkilatı

 Tantan, bunların üstünde de direk Başbakan’a bağlı Ulusal İstihbarat Teşkilatı olması gerektiğini söyledi. Tantan, yine Ulusal istihbarat Teşkilatı’na bağlı olarak şu birimlerin de oluşturulması gerektiğinin altını çizdi:

 - Araştırma Enstitüleri

 - Üniversiteler bünyesinde oluşturulacak Araştırma Enstitüleri

 - Harp Okulları ve Polis Akademisi bünyesinde oluşturulacak Araştırma Enstitüleri

 Sadettin Tantan, istihbarat yapılanmasında laboratuarların da önemine dikkat çekerek istihbarat birimlerine bağlı “Analiz Etme, Değerlendirme, Eyleme Dönüştürme ve Halkı Bilinçlendirme Laboratuarları” oluşturulması gerektiğini söyledi.

 -----------------------------------------------------------------------------------

CAN ATAKLI GENELBAŞKANIMIZLA GÖRÜŞTÜ

Vatan Gazetesi yazarı Can Ataklı, Genel Başkanımız Sayın Sadettin Tantan'la Anayasa değişklik çalışmalarını görüştü. Ataklı, Sayın Tantan'ın "‘Anayasa değişiklikleri için dışarıdan dayatma yapılıyor’" sözlerini köşesinin başlığına taşıdı. İşte o yazı:
 
Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan’la konuştum hafta içinde. Tantan siyasi ortamın giderek gerginleştiğini söyleyerek “Türkiye uçurumun kenarında, siyasi farklılıkları bir yana bırakıp ortak değerlerde bir araya gelmemiz ve bu iktidardan kurtulmamız gerek” dedi.

Tantan’a göre AKP’nin bir seçim daha kazanması halinde Türkiye tamamen dönüşecek ve bundan geri dönmek artık çok zorlaşacak. Bu nedenle bütün siyasi partilerin akıllarını başlarına toplaması gerek.

Tantan sözü anayasa değişikliğine de getirerek “AKP’nin birdenbire anayasa değişikliğini gündeme getirmesi manidardır. İktidarın, bir takım çıkarmalar ve eklemelerle gündemde tuttuğu değişikliğin, AKP kurmaylarının değil de Birleşmiş Milletler’in ‘bizim gibi ülkelere’ gönderdiği bir çalışma mı şüphesini uyandırmıyor değil” dedi.

Ardından “Bakın, bizim gibi ülkelere, bu ülkeleri kullanmak üzere anayasa değiştirilmesi için baskılar yapıldığı bilinen bir gerçek” diyen Tantan şöyle devam etti: “Bu çalışmanın Türk milletinin ürünü olmadığı ortaya çıkmaktadır. Anayasa çalışmaları, Türk milletine danışılmadı! Neden? BOP yüzünden mi danışılmadı? Bu soru en yakıcı sorudur ve derhal yanıtlanmalıdır!”

16.04.2010/ VATAN/ CAN ATAKLI

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------

-------------------------------------------------------------------------------

Çift lider tek muhtıra

1.             Yurt Partisi ile DSHP arasında ortak bildiri hazırlığı
13 Nisan 2010 / avazturk.com


Ceyhun BOZKURT

Bir süredir ittifak temaslarında bulunan Yurt Partisi ile DSHP arasında ortak bildiri hazırlığı yoğunlaştı.


Bu çerçevede ortak bir taslak üzerinde çalışmalar hızlandı.

Edinilen bilgilere göre, Sadettin Tantan’ın lideri olduğu Yurt Partisi ile Rahşan Ecevit’in Genel Başkanlığı’ndaki DSHP yöneticilerinin karşılıklı ziyaretleri sonucu ortak bir bildiri kararı alındı. Bu çerçevede bir taslak metin Yurt Partisi’nce hazırlanarak DSHP’ye gönderildi.

Taslak metinde AKP’nin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni tek parti hatta tek kişiye dayalı bir buyruk devletine dönüştürme çabası içinde olduğu belirtilen taslak metin şöyle:

GELECEK İÇİN DAYANIŞMA ARAYIŞINDA

TEMEL HEDEFLER

GELECEK İÇİN DAYANIŞMA arayışını sürdüren Partilerimiz DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ’ni fiilen TEK PARTİYE HATTA, TEK KİŞİYE DAYALI BİR BUYRUK DEVLETİ’ne dönüştürmek isteyen AKP iktidarının İSTİKRAR ADINA İSTİBDAD hevesine karşı sürekli bir GERİLİM VE BUNALIM ortamından HALKLA BÜTÜNLEŞEREK DEMOKRATİK BİR ÇIKIŞ YOLU bulma çabasındadır. Partilerimiz bu çaba doğrultusunda aşağıda belirlenen hedeflerde birleşmişler GELECEK İÇİN DAYANIŞMA’yı somut bir çalışma programına dönüştürmeyi uygun bulmuşlardır.

1. AKP iktidarını belediyelerden tüm bakanlıklara hatta TRT ve Üniversiteler gibi özerk kuruluşlara dek halk tarafından geçici bir süre için ve hizmet göreviyle kendisine emanet edilen kamu kurumlarını yağmalanacak bir “KILIÇ HAKKI” sayan bir GANİMET DÜZENİ uygulamasına son vermek ÖNCELİKLİ BİR DEMOKRASİ GÖREVİ olmuştur. Partilerimiz GANİMET DÜZENİ’ne son verip HAKÇA BİR DÜZEN İÇİN EMANET VE HİZMET DÖNEMİ’ne başlatmayı ortak hedeflerinin başında görmektedir.

2. Devletlerimizin etkin hizmetten giderek uzaklaştığı, her işlemin bitmez tükenmez engeller labirentlerinde çıkmaza girdiği hantal yapıdan kurtarılıp, işlek, işlevsel ve verimli bir hizmet alanı durumuna getirmek için KAMU YÖNETİMİNİN YEDİDEN YAPILANMASI sağlanacak KALIN DEVLET’TEN YALIN DEVLET’E GEÇİŞ BAŞARILACAKTIR.

3. AKP iktidarı döneminde devlet kurumları arasında işbirliği ve uyum kaybolduğu, hatta devlet kurumlarının birbirine pusular kurduğu bir FETRET DEVRİ yaşanmaktadır. Partilerimiz devlet kurumlarını arasında işbölümü ve işbirliğini verimli bir biçimde sağlayacak DEVLET İÇİNDE KURUMLAR ARASI GÜVEN ORTAMINI OLUŞTURACAK BİR GÜVEN DEVRİMİNİ DEMOKRATİK REJİMİN ÖN KOŞULU SAYMAKTADIR.

4. Yine AKP iktidarının sorumsuz açılımları ile dışarıdan dayatılan AYRIŞTIRMA (DEKOMPOZİSYON)PROJELERİ etnik, mezhepsel ve bölgesel temelde yaşattığı olumsuz sonuçlarla ULUSAL BİRLİĞİMİZ için tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Partilerimizin öngördüğü GÜVEN DEVRİMİ bu uğursuz süreci durdurarak farklı kökenlerden, mezheplerden ve bölgelerden yurttaşlarımız arasında ULUSAL BİRLİK VE KAYNAŞMAYI kolaylaştıracak, hızlandıracak ve ULUSLAŞMA SÜRECİMİZİ TAMAMLAYACAKTIR.

5. Son zamanlarda teğet geçeceği söylenen ekonomik bunalımında katkısıyla hızlanan TOPLUMSAL VE AHLAKSAL ÇÖKÜNTÜ toplumun değişik kesimleri farklı sınıf ve zümreleri arasındaki ilişkileri ve TOPLUMSAL BARIŞ ortamını bozmuş yurttaşlar arası günlük işlemler bile bu güvensizlik ortamından zarar görmüştür. Partilerimiz tasarladıkları GÜVEN DEVRİMİ ile her türlü gelişmenin baş etkeni olan TOPLUMSAL BARIŞ VE DAYANIŞMAYI amaçlamaktadır.

6. Yanlış dış politikalarla 1974 Barış Harekâtı’nın kazanımları Kıbrıs Türkleri’nin güvenliğini ve geleceğini tehlikeye sokan olumsuz gelişmeleri KUZEY KIBRIS’ın TÜKİYE İLE BÜTÜNLEŞMESİ’ni öngören bir strateji ile önlenebilir. Bu gerçeğin bilincinde olan Partilerimiz 1997’de Bülent Ecevit’in gayretleriyle oluşturulan TC-KKTC ORTAKLIK KONSEYİ’nin yeniden işletilerek BÜTÜNLEŞME ÇALIŞMALARI’nın eşgüdümünü üstlenmesini ısrarla istemektedir. AKP iktidarının ilk döneminde o zaman ki Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in imzaladığı TC-KKTC Gümrük Birliği Anlaşması’nın da AB ve ABD’den gelen baskılarla yürürlükten kaldırılmasını şiddetle kınayan Partilerimiz Kuzey Kıbrıs’ın tecridine karşı bütünleşme politikalarına ağırlık verilmesini gerekirse bir halkoylaması ile Cumhuriyet Tarihimizde başarılı bir uygulama olan HATAY MODELİ’nin yaşama geçirilmesini KALICI VE BARIŞÇI BİR ÇÖZÜM olarak görmektedirler.

7. 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgali ile yoğunlaşan ve AKP iktidarının beceriksiz ve başarısız politikaları ile çıkmaza sürüklenen süreç durdurulmalı eski Musul Vilayeti yeniden yapılanmaya çalışan Irak içinde tüm toplulukların BARIŞ İÇİNDE, ÖZGÜRCE YAŞAYABİLECEĞİ VE GELİŞEBİLECEĞİ özel bir statü içinde Türkiye’nin destek ve güvencesiyle yerini almalıdır. Aksi takdirde Irak’ın parçalanma çabalarına set çekmek için Türkiye 1926 Ankara Anlaşması ile Irak’a bıraktığı bu bölge MİSAK-I MİLLİ’DEN KAYNAKLANAN HAKLARINA RÜCU EDECEĞİNİKENDİ ONAYI OLMADAN DIŞ BASKILARLA AYRI YAPILAR KURULMASINI TANIMAYACAĞINI İLAN ETMELİDİR.

8. Türkiye Kafkasya’da kalıcı bir barış ve kalkınma ortamının kurulması için KARABAĞ VE ÇEVRE İLÇELERDEN İŞGALİN KALKMASINI ve Karabağ ile Ermenistan arasındaki LAÇİN KORİDORU’nun Azerbaycan’la Nahçıvan arasındaki MEGRİ KORİDORU’nun Karadeniz İşbirliği Teşkilatı üye ülkelerince oluşturulacak KARADENİZ BARIŞ GÜCÜ denetiminde GÜVENLİ GEÇİŞ YOLLARI olarak düzenlemesini uygun bulmaktayız. Aynı şekilde komşumuz Gürcistan’da 65 yıl önce yurtlarından sürülen AHISKA TÜRKLERİ’nin yeniden topraklarının yerleşmesi sağlanmalı, Moskova ve Kars Anlaşmaları ile Türkiye’nin güvenceni altında kurumları ACARİSTAN ÖZERK CUMHURİYETİ’nin AKP iktidarının duyarsızlığı ve suskunluk yoluyla yaptığı suç ortaklığı ile askıya alınan özerkliği ihya edilmeli, halkımın çoğunluğu Müslüman olan bu özerk cumhuriyetin bayrağına sokulan haç derhal çıkarılmalıdır.

9. Kamu Yönetimi’nin taşra örgütlenmesinde önemli bir yer tutan illerimizin yapılandırılması HAVZA TEMELİNDE KALKINMA anlayışına göre gözden geçirilmeli başta Şebinkarahisar ve Silifke gibi geçmişte “sarfiyatı varidatını geçtiği” şeklindeki günümüzde tümüyle geçersiz kalmış bir gerekçesi ile illik statüsü bozulmuş ilçelerin MÜKTESEP HAKLARI’nı yeniden gözden geçirerek öncelikle geri kazanılacaktır.

10. Yıllardır Avrupa Birliği’ne gireceğiz safsatası ile istediği düzenlemeleri yaptıran ama bugün tamamen dışlandığımız Avrupa yerine Afrika kıtasında ülkemize gelecek arayan AKP iktidarının başarısızlıklarına karşı Partilerimiz, YÜKSEK DEMOKRASİ DÜZEYİ ile yetişmiş ÖZGÜR İNSAN –ETKİN YURTTAŞ MODELİ ile, BİLİŞİM VE GİRİŞİM ÖZGÜRLÜĞÜ, TAM YARIŞIM VE STRATEJİK PLANLAMA anlayışına dayalı ÜRETKEN VE GELİŞKİN EKONOMİ YAPISI ile girsekte giremesekte AVRUPA’YI GEÇECEĞİZ inancındadır.

11. Partilerimiz demokrasimizi yıpratan ve ulusal iradeyi çarpıtan bozuk seçim sistemini değiştirmeyi %10 seçilme barajını kaldırmayı veya azami %5’e düşürmeyi içermeyen bir Anayasa Değişikliğini iktidar aldatmacası olarak görmektedir. Bu seçim sistemi geçen dönem ulusal iradenin yarısını meclis dışında bırakan, halktan aldığı üçte bir azınlık oyuyla Meclis’te üçte iki çoğunluk sağlayan demokrasiyi koruyacak fren ve diğer koruyucu sistemleri devre dışı bırakan şaibeli ve sabıkalı bir sistemdir. Partilerimiz %10 seçilme barajı ile birlikte %7 hazine yardım barajının kaldırılmasını siyasal oligopolü tasfiye edecek ve demokrasiye işlerlik kazandıracak bir önlem olarak bir Anayasa değişikliğinin temel unsuru olarak görmekte ve yalnız iktidar partisini değip barajların sağladığı siyasal rantların arkasına saklanan muhalefet partilerinin de bu konuda bir demokrasi sınavından geçeceğini özellikle vurgulamak gereğini duymaktadır.

12. Partilerimiz siyasal demokrasimizin sağlam temellere dayandırılması için İKTİSADİ DEMOKRASİ’nin güçlendirilmesi, halk girişimciliğinin ETKİN YURTTAŞ kavramıyla örtüşecek biçimde desteklenmesi, halkın ekonomiye ve çalıştığı işyerlerinin özelleştirilen kamu kuruluşlarının yönetimine katılmasının özen dirilmesi gerektiğine inanmaktadır. Böyle bir İKTİSADİ DEMOKRASİ toplumsal adaletin olduğu kadar hızlı ve dengeli bir ulusal kalkınmanın da başlıca dayanağı olacaktır.

 -------------------------------------------------------------------------------------------------------------

BASIN AÇIKLAMASI:

 

Bu Anayasa Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir ürünü mü?

 

YURT PARTİSİ GENEL BAŞKANI SADETTİN TANTAN:

 

-   Bu Anayasa Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir ürünü mü?

  -   5 yıl önce de yapılan Anayasa çalışmasını AB denetlemişti…

-   Kavga etkin güç odaklarının kavgası, halk yok burada…

-   TSK ve yargı neden yıpratılıyor?

-   Halkın gündemi: Yolsuzluk- yoksulluk- işsizlik…

-    Bazı büyükelçilerin kamuoyu çalışmasının perde arkasında ne var?

 Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan, gündemdeki anayasa çalışmalarını ve iktidar- yargı- TSK üçgeninde yaşanılanları değerlendirdi. Tantan, yerli bir projeyle yeni bir Anayasa çalışmasının altını çizdi.

Sadettin Tantan şunları kaydetti:

 Devletin temel alt yapılarının yeniden adalet  zemini üzerine inşa edilmesine ihtiyaç var. Bunun yapılabilmesi için de öncelikle Türkiye’nin acil ihtiyacı olan yeni bir Anayasa ihtiyacı ortaya çıkmış vaziyette.

1982 Anayasası yürürlüğe girdiği tarihten bu yana geçirdiği değişiklikler olmasına rağmen, içi boşalmış olduğu için yeni Anayasa ihtiyacı (yasama-yargı- yürütme arasındaki güvensizliklerden) ortaya çıkmış durumda. Bu üçlü, yetki ve sorumluluk zemininde birbirlerini engelleyen değil, birlikte çalışmalarını sağlayacak çalışma ortamını sağlamalıdır.

 Hatırlatmakta fayda var: Ceza - adalet sitemini oluşturan yasalar 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girdi. AB ülkelerinde olduğu gibi uygulama süresi  (3-4 yıl) verilmediği için uygulamada bir takım sıkıntıların ortaya çıkması toplumda adalete karşı güvensizliğin artmasına da neden oldu… 

AKP’nin birdenbire Anayasa değişikliğini gündeme getirerek parlamentoya getirmesi manidardır.  İktidarın, birtakım çıkarmalar ve eklemelerle gündemde tuttuğu değişikliğin, AKP kurmaylarının değil de Birleşmiş Milletler’in “bizim gibi ülkelere” gönderdiği bir çalışma mı şüphesini uyandırmıyor değil !

 Hatırlatmakta fayda var: 5 yıl önce, ceza- adalet sistemini oluşturan yasalar, Adalet Komisyonu’ndan geçip parlamentoya gelmeden, AB’den gelen üç hukukçunun denetimine tabi tutulduğu, hiçbir siyasetçinin (YURT PARTİSİ ve SADETTİN TANTAN HARİÇ), hukukçuların karşı çıkmadığı, kendi üretimine sahip çıkmayan- çıkamayan bir yapının oluştuğu tarihe not olarak düşmüştür. Türk hukukçuları, barolar neredeydi o zaman ?

 Şimdi bugüne gelelim: Bugün de anayasa değişikliğinin acele bir şekilde parlamentoya taşınması ve “üzerinde her türlü değişikliğe açığız” ifadesi, “Acaba bu tasarı da mı BM’den geldi?” şüphelerini artırıyor. Çünkü bilinen bir gerçek var ki, Büyük Ortadoğu Projesi  (BOP) kapsamı içine giren ve  bu projenin hedefinde olan ülkeler, siyasi, güvenlik ve ekonomik dönüşüm çerçevesinde, emperyalizmin kullanım alanı içersindedir. 

 Şimdi bugüne gelelim:  AKP iktidarının, Özbudun Hoca ve ekibinin hazırladığı Anayasa çalışmasını Türkiye’de değil de ABD’deki bir üniversitede sunuma açması dikkate alındığında,  yeni yapılan bu çalışmanın da kimler tarafından yürütüldüğünü ortaya çıkarmaktadır. Bakın, bizim gibi ülkelere, bu ülkeleri kullanmak üzere anayasa değiştirilmesi için baskılar yapıldığı bilinen bir gerçek. Bu çalışmanın Türk milletinin ürünü olmadığı ortaya çıkmaktadır. Anayasa çalışmaları, Türk milletine danışılmadı ! Neden ? BOP yüzünden mi danışılmadı ? Bu soru en yakıcı sorudur ve derhal yanıtlanmalıdır !

 Hatırlatmakta fayda var: 1982’den beri yürürlükte olan Anayasa’nın o günkü şartlar içerisinde hazırlandığı, o günün siyasi karmaşası içinde halka sunulduğu biliniyor. Bu çerçevede de Türk milletine hizmet veremediği ortaya çıkmıştır. Bugün gelinen noktada, adalet, hukuk reformu yapılmadığı için Türkiye yönetilememektedir. Yıllar içerisinde, etkin güç odakları oluştuğu için de kavga da güç odakları arasındadır. Bu kavgada halk yoktur, halkın menfaatleri de dikkate alınmamıştır. Anayasa yapılırken dikkate alınması gereken husus Türk milletinin onuru, haysiyeti ve şerefidir.

 Geçmişte ne yaşandı bugün ne yaşanıyor? Şimdi gelelim Anayasa tartışmaları içinde gözden kaçırılmaması gereken hususlara:

 Birinci husus: TSK meselesi:

 Bilindiği gibi, Türk Silahlı Kuvvetleri yıllarca “irtica”yı baş tehdit olarak gördü. Bu anlayışla da halkına yabancılaştı. Şimdi soruyorum: Acaba TSK içinde ve dışında, irticanın tehdit diye kamuoyuna sunulması bir oyun muydu ?

 İkinci husus: Adalet meselesi:

 Adalet sisteminin, savcı ve hakim eksikliğinden, hukuki alt yapılardaki eksiklikten dolayı yıpranması, yıpranmasına göz yumulması bir oyun muydu ? Yıllar içinde halkın adalet sistemine güven kaybı yaşaması ne anlama gelmektedir ? 

 Sonuç:

 Bu iki kurum da bilinçli bir şekilde yıpratılarak acaba bugünlerde yapılmak istenen yeni “dizaynın” yolu mu açıldı ? Şu ortaya çıkmıştır: Kurumlar kendi içindeki aktörler eliyle yıpratılmıştır. Halk yoksullaştı, yolsuzluk ekonomisi çığ gibi büyüdü, en büyük tehdit göz ardı edildi hala da ediliyor. İki stratejik kurumun da yıllar içerisinde, halk nezdinde mahkum edilmesi, iki kurumun da bugün “dizayn” edilmesiyle karşı karşıyayız. Acaba siyasetçiler, resmi  görevliler bu yaşanacakları öngöremedikleri için mi bir şey yapamadılar?

Peki halk ne yaptı ? Halk 50 yıllık siyaseti 2002’de boşuna tasfiye etmedi. “Yolsuzluğa –yoksulluğa-işsizliğe karşı mücadele deceğim” diyen iktidar da,  bu konularda başarılı olamadı ve yoksulluk-yolsuzluk- işsizlik Türkiye’yi teslim aldı. ,

 Parlamento içi ve dışındaki siyasetçilere, samimi insanlara sesleniyorum: 

 Kurum ve kişileri suçlamayın. Oyunları bozalım!  Konularında uzman kişilerle birlikte bu oyun bozulur ve, 21. yüzyılın ihtiyaçlarını karşılayacak bir Anayasa ve devletin ihtiyacı olan temel altyapılar yapılır.

 Son olarak da bir uyarı yapmak istiyorum:

 Bazı büyükelçiler, kendi ülkelerinin fonlarıyla yetişmiş, Türkiye’de etkin yerlere gelmiş olan etkin isimlere “Anayasa çalışmalarını destekleyin. Referandum  olursa desteğinizi verin” diyorlar. Bu büyükelçiler Türkiye’yi çok sevdikleri için mi bu telkinlerde bulunuyorlar? Yoksa, Anayasa çalışmasını, referandumu, emperyalizmin birinci derecede Müslüman coğrafyasına, Afrika –Asya’ya el koyması, Balkanlara, Kafkasya’ya el koymak için mi destekliyorlar ? Yani, Türkiye’nin kullanım projesinin eksiksiz yerine getirilmesi için mi ?

 

Sadettin TANTAN

YURT PARTİSİ GENEL BAŞKANI

 
Valid XHTML 1.0 Transitional
Valid CSS!
LDR Interactive Technologies