| ANASAYFA'NIN DEVAMI.2 |
|
|
İçişleri eski Bakanı ve Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan, yıllar öncesinden, istihbaratın yeniden düzenlenmesi için çağrı yapıyor. Tantan, Türkiye’nin yabancı istihbarat örgütlerince bir mücadele alanı haline getirilmesine rağmen, gereken yanıtın verilmediğini dile getirerek, istihbaratta yeni bir düzenlemenin şart olduğunu söylüyor. Hakan Fidan’ın açıklamaları sonrası Avaztürk’e konuşan Sadettin Tantan, önerdiği model konusunda bilgi verdi. Gerekli birimlerin kurulmasından önce adli ve meclis araştırması yapılarak Türkiye’deki bilgi ağındaki eksiklikler, hukuki, idari anlamda eksiklikler, yanlışlıkların tespit edilmesi gerektiğini söyleyen Tantan, böylece yeni kurumlar oluşturmak için yeni görev tanım ve tariflerinin net olarak yapılabileceğini kaydetti. Bütün teşkilatlarının, gerek adli anlamda, gerekse meclis araştırması anlamında denetime tabi tutulmasının önemine işaret eden Tantan’ın önerisine göre öncelikle alanlarına göre istihbarat birimleri oluşturulmalı. Bu birimler şunlar: - Mali İstihbarat Teşkilatı (Maliye Bakanlığı’na bağlı) - Ticari İstihbarat Teşkilatı (Ticareti düzenleyen, denetleyen yapılara bağlı) - Kamu Ekonomisi İstihbarat Teşkilatı - Enformasyon, Bilgi, Enerji, İleri teknoloji ve Hukuk savaşlarına karşı mücadele yürütecek İstihbarat Teşkilatı - Silahlı Kuvvetlerle ilgili İstihbarat Teşkilatı - Kolluk Kuvvetleri ile ilgili İstihbarat Teşkilatı - Özel Sektör İstihbarat Teşkilatı (Türk kimlikli, uluslar arası alanda hizmet veren - İç İstihbarat Teşkilatı - Dış İstihbarat Teşkilatı Tantan, bunların üstünde de direk Başbakan’a bağlı Ulusal İstihbarat Teşkilatı olması gerektiğini söyledi. Tantan, yine Ulusal istihbarat Teşkilatı’na bağlı olarak şu birimlerin de oluşturulması gerektiğinin altını çizdi: - Araştırma Enstitüleri - Üniversiteler bünyesinde oluşturulacak Araştırma Enstitüleri - Harp Okulları ve Polis Akademisi bünyesinde oluşturulacak Araştırma Enstitüleri Sadettin Tantan, istihbarat yapılanmasında laboratuarların da önemine dikkat çekerek istihbarat birimlerine bağlı “Analiz Etme, Değerlendirme, Eyleme Dönüştürme ve Halkı Bilinçlendirme Laboratuarları” oluşturulması gerektiğini söyledi. ----------------------------------------------------------------------------------- CAN ATAKLI GENELBAŞKANIMIZLA GÖRÜŞTÜ Vatan Gazetesi yazarı Can Ataklı, Genel Başkanımız Sayın Sadettin Tantan'la Anayasa değişklik çalışmalarını görüştü. Ataklı, Sayın Tantan'ın "‘Anayasa değişiklikleri için dışarıdan dayatma yapılıyor’" sözlerini köşesinin başlığına taşıdı. İşte o yazı: Tantan’a göre AKP’nin bir seçim daha kazanması halinde Türkiye tamamen dönüşecek ve bundan geri dönmek artık çok zorlaşacak. Bu nedenle bütün siyasi partilerin akıllarını başlarına toplaması gerek. Tantan sözü anayasa değişikliğine de getirerek “AKP’nin birdenbire anayasa değişikliğini gündeme getirmesi manidardır. İktidarın, bir takım çıkarmalar ve eklemelerle gündemde tuttuğu değişikliğin, AKP kurmaylarının değil de Birleşmiş Milletler’in ‘bizim gibi ülkelere’ gönderdiği bir çalışma mı şüphesini uyandırmıyor değil” dedi. Ardından “Bakın, bizim gibi ülkelere, bu ülkeleri kullanmak üzere anayasa değiştirilmesi için baskılar yapıldığı bilinen bir gerçek” diyen Tantan şöyle devam etti: “Bu çalışmanın Türk milletinin ürünü olmadığı ortaya çıkmaktadır. Anayasa çalışmaları, Türk milletine danışılmadı! Neden? BOP yüzünden mi danışılmadı? Bu soru en yakıcı sorudur ve derhal yanıtlanmalıdır!” 16.04.2010/ VATAN/ CAN ATAKLI ----------------------------------------------------------------------------------------------------------- ------------------------------------------------------------------------------- Çift lider tek muhtıra 1. Yurt Partisi ile DSHP arasında ortak bildiri hazırlığı ------------------------------------------------------------------------------------------------------------- BASIN AÇIKLAMASI: Bu Anayasa Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir ürünü mü?
YURT PARTİSİ GENEL BAŞKANI SADETTİN TANTAN:
- Bu Anayasa Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir ürünü mü? - 5 yıl önce de yapılan Anayasa çalışmasını AB denetlemişti… - Kavga etkin güç odaklarının kavgası, halk yok burada… - TSK ve yargı neden yıpratılıyor? - Halkın gündemi: Yolsuzluk- yoksulluk- işsizlik… - Bazı büyükelçilerin kamuoyu çalışmasının perde arkasında ne var? Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan, gündemdeki anayasa çalışmalarını ve iktidar- yargı- TSK üçgeninde yaşanılanları değerlendirdi. Tantan, yerli bir projeyle yeni bir Anayasa çalışmasının altını çizdi. Sadettin Tantan şunları kaydetti: Devletin temel alt yapılarının yeniden adalet zemini üzerine inşa edilmesine ihtiyaç var. Bunun yapılabilmesi için de öncelikle Türkiye’nin acil ihtiyacı olan yeni bir Anayasa ihtiyacı ortaya çıkmış vaziyette. 1982 Anayasası yürürlüğe girdiği tarihten bu yana geçirdiği değişiklikler olmasına rağmen, içi boşalmış olduğu için yeni Anayasa ihtiyacı (yasama-yargı- yürütme arasındaki güvensizliklerden) ortaya çıkmış durumda. Bu üçlü, yetki ve sorumluluk zemininde birbirlerini engelleyen değil, birlikte çalışmalarını sağlayacak çalışma ortamını sağlamalıdır. Hatırlatmakta fayda var: Ceza - adalet sitemini oluşturan yasalar 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girdi. AB ülkelerinde olduğu gibi uygulama süresi (3-4 yıl) verilmediği için uygulamada bir takım sıkıntıların ortaya çıkması toplumda adalete karşı güvensizliğin artmasına da neden oldu… AKP’nin birdenbire Anayasa değişikliğini gündeme getirerek parlamentoya getirmesi manidardır. İktidarın, birtakım çıkarmalar ve eklemelerle gündemde tuttuğu değişikliğin, AKP kurmaylarının değil de Birleşmiş Milletler’in “bizim gibi ülkelere” gönderdiği bir çalışma mı şüphesini uyandırmıyor değil ! Hatırlatmakta fayda var: 5 yıl önce, ceza- adalet sistemini oluşturan yasalar, Adalet Komisyonu’ndan geçip parlamentoya gelmeden, AB’den gelen üç hukukçunun denetimine tabi tutulduğu, hiçbir siyasetçinin (YURT PARTİSİ ve SADETTİN TANTAN HARİÇ), hukukçuların karşı çıkmadığı, kendi üretimine sahip çıkmayan- çıkamayan bir yapının oluştuğu tarihe not olarak düşmüştür. Türk hukukçuları, barolar neredeydi o zaman ? Şimdi bugüne gelelim: Bugün de anayasa değişikliğinin acele bir şekilde parlamentoya taşınması ve “üzerinde her türlü değişikliğe açığız” ifadesi, “Acaba bu tasarı da mı BM’den geldi?” şüphelerini artırıyor. Çünkü bilinen bir gerçek var ki, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamı içine giren ve bu projenin hedefinde olan ülkeler, siyasi, güvenlik ve ekonomik dönüşüm çerçevesinde, emperyalizmin kullanım alanı içersindedir. Şimdi bugüne gelelim: AKP iktidarının, Özbudun Hoca ve ekibinin hazırladığı Anayasa çalışmasını Türkiye’de değil de ABD’deki bir üniversitede sunuma açması dikkate alındığında, yeni yapılan bu çalışmanın da kimler tarafından yürütüldüğünü ortaya çıkarmaktadır. Bakın, bizim gibi ülkelere, bu ülkeleri kullanmak üzere anayasa değiştirilmesi için baskılar yapıldığı bilinen bir gerçek. Bu çalışmanın Türk milletinin ürünü olmadığı ortaya çıkmaktadır. Anayasa çalışmaları, Türk milletine danışılmadı ! Neden ? BOP yüzünden mi danışılmadı ? Bu soru en yakıcı sorudur ve derhal yanıtlanmalıdır ! Hatırlatmakta fayda var: 1982’den beri yürürlükte olan Anayasa’nın o günkü şartlar içerisinde hazırlandığı, o günün siyasi karmaşası içinde halka sunulduğu biliniyor. Bu çerçevede de Türk milletine hizmet veremediği ortaya çıkmıştır. Bugün gelinen noktada, adalet, hukuk reformu yapılmadığı için Türkiye yönetilememektedir. Yıllar içerisinde, etkin güç odakları oluştuğu için de kavga da güç odakları arasındadır. Bu kavgada halk yoktur, halkın menfaatleri de dikkate alınmamıştır. Anayasa yapılırken dikkate alınması gereken husus Türk milletinin onuru, haysiyeti ve şerefidir. Geçmişte ne yaşandı bugün ne yaşanıyor? Şimdi gelelim Anayasa tartışmaları içinde gözden kaçırılmaması gereken hususlara: Birinci husus: TSK meselesi: Bilindiği gibi, Türk Silahlı Kuvvetleri yıllarca “irtica”yı baş tehdit olarak gördü. Bu anlayışla da halkına yabancılaştı. Şimdi soruyorum: Acaba TSK içinde ve dışında, irticanın tehdit diye kamuoyuna sunulması bir oyun muydu ? İkinci husus: Adalet meselesi: Adalet sisteminin, savcı ve hakim eksikliğinden, hukuki alt yapılardaki eksiklikten dolayı yıpranması, yıpranmasına göz yumulması bir oyun muydu ? Yıllar içinde halkın adalet sistemine güven kaybı yaşaması ne anlama gelmektedir ? Sonuç: Bu iki kurum da bilinçli bir şekilde yıpratılarak acaba bugünlerde yapılmak istenen yeni “dizaynın” yolu mu açıldı ? Şu ortaya çıkmıştır: Kurumlar kendi içindeki aktörler eliyle yıpratılmıştır. Halk yoksullaştı, yolsuzluk ekonomisi çığ gibi büyüdü, en büyük tehdit göz ardı edildi hala da ediliyor. İki stratejik kurumun da yıllar içerisinde, halk nezdinde mahkum edilmesi, iki kurumun da bugün “dizayn” edilmesiyle karşı karşıyayız. Acaba siyasetçiler, resmi görevliler bu yaşanacakları öngöremedikleri için mi bir şey yapamadılar? Peki halk ne yaptı ? Halk 50 yıllık siyaseti 2002’de boşuna tasfiye etmedi. “Yolsuzluğa –yoksulluğa-işsizliğe karşı mücadele deceğim” diyen iktidar da, bu konularda başarılı olamadı ve yoksulluk-yolsuzluk- işsizlik Türkiye’yi teslim aldı. , Parlamento içi ve dışındaki siyasetçilere, samimi insanlara sesleniyorum: Kurum ve kişileri suçlamayın. Oyunları bozalım! Konularında uzman kişilerle birlikte bu oyun bozulur ve, 21. yüzyılın ihtiyaçlarını karşılayacak bir Anayasa ve devletin ihtiyacı olan temel altyapılar yapılır. Son olarak da bir uyarı yapmak istiyorum: Bazı büyükelçiler, kendi ülkelerinin fonlarıyla yetişmiş, Türkiye’de etkin yerlere gelmiş olan etkin isimlere “Anayasa çalışmalarını destekleyin. Referandum olursa desteğinizi verin” diyorlar. Bu büyükelçiler Türkiye’yi çok sevdikleri için mi bu telkinlerde bulunuyorlar? Yoksa, Anayasa çalışmasını, referandumu, emperyalizmin birinci derecede Müslüman coğrafyasına, Afrika –Asya’ya el koyması, Balkanlara, Kafkasya’ya el koymak için mi destekliyorlar ? Yani, Türkiye’nin kullanım projesinin eksiksiz yerine getirilmesi için mi ?
Sadettin TANTAN YURT PARTİSİ GENEL BAŞKANI |