Yurttaşlık Hareketi Yurttaş Nedir?
Yurttaş , Kavramlar ve Değerler (Metin-1) Yurttaşlık Hareketi Nedir? Yurttaşlık Hareketi Bildirgesi (Metin-2) Yurttaşlık Hareketi’ne Davet (Metin-3) İnsan Hakları ve Yurttaşlık Bilinci (Metin-4) Neler Yapabiliriz? Yurttaş Gençlik: Yurt Partisi gençlik hareketi; Yurttaş Kadınlar: Kadın ve Yurttaş Hakları- Av.Nazan Moroğlu (Metin-5) Yurttaş Forum Algı Çağında Yurttaşlık Kimliği (Prof.Dr.Yaşar Hacısalihoğlu/Makale, Metin-6) Yolsuzlukla Mücadelenin Önemi (Zafer Fortacı /Makale, Metin-7)
Metin-1) YURTTAŞ NEDİR? YURTTAŞ KAVRAMLARI Yurttaş; Cumhuriyetimize, Vatanımıza, ve Ulusumuza sadakatle bağlı, temel hak ve özgürlüklere eşitlik ilkesinde sahip ulus bireyleridir . Yurttaş, yönetimine düşünüp taşınarak ve eleştirel bir tutumla katılma gücüne sahip kişidir. Bir anlamda da, paylaşma, payı olma, katılmadır. Yurttaş anlayışı,13.YY’dan itibaren başlayan oluşumlar sonucu, Fransız Devrimi’yle ön plana çıkmış ve ‘soylu’ ya da ‘ruhban’ sınıfında olmayanları kapsayan bir terim olmuştur. Böylece ‘Aydınlanma’ya giden yol, yurttaş kavramı ile açılmıştır. Yurttaş olabilmek için laik bir yapıya sahip olmak gerekir. Manastır dışı eğitim 11.YY’da başlamış ve uygulanabilir hale gelmiştir. Kentleşme ile bir arada yaşama becerisi, nezaket sahibi olma, tarih bilinci gibi kavramlar gelişmiştir. İnsan topluluklarının başlangıçta aşiretler, kabileler, klanlar biçiminde kandaşlık çerçevesinde örgütlenmiş ve yasaları da kandaşlığı temel alan yasalar olmuştur. Kan davaları, töre cinayetleri, kandaş-aşiret örgütlenmesi döneminin yasasıydı. Kan kardeşliğinin yerini din kardeşliği; kandaşlığın yerini dindaşlık, aşiret yasalarının yerini din yasaları aldıktan sonra, suçun bireyselliği ve dolayısıyla cezanın da ancak o suçu işleyene verileceği ilkesi insanlığa egemen olmuştur. Ümmet toplumu aşiret bağlarını çözerek aşiret savaşlarını ortadan kaldırmayı amaçlamış, insanlar arasında "farklı aşiretten olsak da aynı dindeniz, öyleyse din kardeşiyiz, hiç değilse aynı dinden olanlar birbirleriyle savaşmazlar" anlayışı yerleştirmeye yönelmiş, fakat bu kez de farklı dinler ve mezhepler arasında savaşlar çıkmış, hem aşiret savaşlarını hem de din ve mezhep savaşlarını ortadan kaldırmak üzere Yurt Kardeşliği ve Yurttaşlık kavramı geliştirilmiştir. Yurttaşlık kavramında, sınırları belli bir ülkede yaşayan herkesi hangi soydan gelirlerse gelsinler, hangi dine inanırlarsa inansınlar Yurt Kardeşi sayar. Yurt kardeşliği demek olan Yurttaşlığın benimsenmesiyle, soy ayrılığı ya da din ve mezhep ayrılığı nedeniyle çatışmalar önlenebilmiştir. Yurttaşlık kavramıyla bir ve aynı yasaya bağlanıp bir ve aynı eğitimi alarak bir ulus oluşturabilen toplumlar bilim ve teknik alanında dev adımlarla ilerlemiş, aşiret ya da ümmet aşamasında takılan toplumlarsa her bakımdan geride kalmıştır. Yeni Türkiye, yurttaşlığa geçmeden uygarlığın olanaksız olduğunu kavrayan kadroların çabalarıyla kurulmuştur. 17 Şubat 1926’da Türkiye, Yurttaşlar Yasası’nı benimseyince medeni dünyaya adımını atmıştır. Toplumsal iş bölümünde görevi veya mesleği ne olursa olsun “herkes” yurttaştır. Yurttaş, demokratik bir toplumda hakları ve görevleri olan kişidir. Yurttaşların kararlara katılmasıyla oluşturulan ve yönetilen, yani oluşmasında ve yönetilmesinde yurttaşların payı olan sivil toplum düzeni çağdaş demokrasilerin temel unsuru olmuştur.. Yurttaş Odaklı Kavramlar A-İlkeler: - Eşitlik - Adalet - Özgürlük - Ahlak-Dürüstlük (Erdemli olmak) B- Değerler -Ulus -Yurt -Ulus Devlet ( Yasama-Yürütme-Yargı ) C- Hedef - Demokrasi, Hukuk Devleti -Bütünlük,Güvenlik -Laik Cumhuriyet -Bilgi Toplumu -Güçlü Ekonomi D- Araçlar -Sivil Toplum Kuruluşları (STK), Demokratik Kitle Örgütleri (Sendikalar ve Meslek Kuruluşları) ve Siyasi Partiler -Basın-Medya-İnternet İletişim E- Kavramlar -Ulusalcılık (Ulusal Kimlik-Ulusal Birlik-Tarih ve Kültür Bilinci) -Sosyal Adalet -İnsan Halkları -Barış -Çevrecilik -Çağdaş Uygarlık Metin-2) Yurttaşlık Hareketi Bildirgesi
Yurttaşlık Bildirgesi 1.Yurttaşlık Hareketi: Kısaca, yurttaşın “vicdanının ve bilincinin” ifadesi olarak tanımlanabilir. 2.Yurttaşlık Hareketi: Bu anlamda bir yandan özgürlükçüdür, diğer taraftan eşitlikçi ve sosyal adaletçidir. Bu anlayış Yurttaşlık Hareketinin en özgün yanını oluşturur. Yurttaşlık Hareketinin bu anlamda özgün ilkeleri, “Adalet”, “ Eşitlik”, “Özgürlük” ve “Dürüstlük” tür. 3.Yurttaşlık Hareketi: Yurttaşı; Cumhuriyetimize, Vatanımıza, ve Ulusumuza sadakatle bağlı, temel hak ve özgürlüklere eşitlik ilkesinde sahip ulus bireyleri olarak tanımlar. Siyasi vizyonunun odağına “yurttaş” kimliğini oturtur. Bu özelliği nedeniyle “klasik sağ ve klasik sol” düşünce ve anlayışlardan farklıdır. Yurttaşlık Hareketi İç siyasette Cumhuriyetçidir, Hürriyetçidir ve Demokrattır. 4. Yurttaşlık Hareketi : Dış politikada ‘ulusalcıdır’(milli, milliyetçi ). Dış politika yaklaşımının özünü; ulusal çıkarların, milli gurur ve şerefin korunması ve yüceltilmesi oluşturur. AB dahil tüm dış politik meselelerde ‘ulus devlet bilinciyle’ hareket edilmesini savunur. Bu bağlamda AB’nin özünde bir ‘ulus devletler birliği’ olduğunu göz önünde tutmak suretiyle yapılacak düzenlemelerde ulusal çıkarların ve ulus devlet olmanın gereklerinin her hal ve şartta yerine getirilmesini gözetir. 5.Yurttaşlık Hareketi: 21. yüzyıl dijital dünyasında ülkeler, kurumlar ve bireyler arası bilgi, teknoloji, mal ve para akımı ve etkileşiminin baş döndürücü hızla gelişimini bir realite olarak değerlendirir. Küreselleşen dünyada bilgi ve teknoloji gelişmiş ülkelerin lehine işlemekte, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında üretkenlik ve refah uçurumu gittikçe artmaktadır. Ulusal devlet hakimiyetinin aşındırılması, ulusal ekonomilerin kayıtsız şartsız ve sınırsız bir finansal liberalizasyon yolu ile uluslararası sermayeye eklemlenmesi, ulusal kültürlerin dejenere edilmesi anlamındaki siyasi anlayış ve uygulamalar ulus devletine karşı ideolojik saldırı olarak görülmektedir. Yurttaşlık Hareketi; küreselleşme süreçlerinde, ekonomileri gelişmiş ülkelerin, ekonomileri zayıf olan ülkelerle bilgi, teknoloji ve kaynak paylaşımında daha sorumlu davranmaları gereğine işaret eder. 6.Yurttaşlık Hareketi: Soğuk savaş sonrası dünya güç dağılımları dikkate alınarak ulusal çıkarlarımız temelinde bölge, havza ve kıta eksenli kısa, orta ve uzun dönemli jeo-stratejik bir planlamanın gereğine inanır. 7.Yurttaşlık hareketi: Devlet idaremizin ve ekonomik yönetimimizin kayıtsız şartsız IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütünün planlamasına terkedilmiş olmasını tehlikeli bir gidiş olarak kaydeder. Bu bağlamda özellikle demokratik bir denetime imkan vermeyen, tepeden inmeci karar ve tasarruflarla oluşturulan yapılar ve mevzuatlar uluslar arası kuruluşların önerisine uygun şekilde oluşturulan ‘ bağımsız kurullar ‘ olgusuna dikkat çeker. Merkez Bankasının, ulusal para ve ulusal ekonomiye müdahale araçlarının elinden alınmış ya da alınmakta olduğu gerçeği bu anlamda önemle vurgulanması gereken bir olgu olarak not edilmelidir. Türkiye gibi iç ve dış borç, faiz ve döviz kuru şeytan üçgenine hapsedilmiş ülkelerin finansal de-regulasyonu (kuralsızlaştırma) yoluyla uluslararası sermaye eklemlenmesi politikalarının ülke ve ulus çıkarları açısından yeniden gözden geçirilmesinin ve yeni bir iktisat politikası yolu ile esas olarak ulusal kaynaklardan güç alan bir ulusal ekonomi anlayışının plan ve mekanizmalarının oluşturulmasını savunur. 8. Yurttaşlık Hareketi: Ekonomik kalkınma ve halkın refahının yükseltilmesi için yurttaşın teşebbüs hürriyetinin azami bir şekilde korunması ve ülkemiz potansiyellerinin ve dinamiklerinin bu girişimci ruhun seferber edilmesiyle hayata geçeceği bilinciyle serbest piyasa ekonomisini savunur, ancak adil bir toplumsal yapının oluşturulmasının tek başına piyasa güçlerine bırakılamayacağını bu anlamda devletin zayıf, güçsüz ve eşitsiz durumda olan ve olabilecek yurttaşlarına karşı sosyal adaletin gerçekleştirilmesi görevinin mevcut olduğunu kabul eder. Metin-3) YURTTAŞLIK HAREKETİ DERNEĞİ BİLDİRGESİ A-Giriş: Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder ATATÜRK,Türk ulusuna hak ettiği yurttaşlık kimliğine sahip çıkması için, bizzat kendi el yazısı ile kaleme aldığı yurttaşlık bilgilerini daha sonra Prof.Afet İnan’ın bir kitapta topladığını biliyoruz.O’nun yeni ve çağdaş bir toplum yaratmak amacıyla başlattığı aydınlanma devriminin, gereği gibi sürdürülememesi yüzünden ülkemiz bu günkü sosyal ve ekonomik çöküş içine girmiştir.Bu süreçte hiç kuşkusuz siyasal yönetimlerin rolü olduğu kadar,sivil toplum hareketlerinin yetersizliği de ortadadır. Demokratik hukuk devletine varabilmek için şu üç unsurun varlığı ve işbirliği gerekir; - İyi ve doğru işleyen bir devlet idaresi!
- Bilinçli ve güçlü bir sivil toplum!
- Bilinçli,sorumlu ve ahlaklı yurttaş..!
Atatürk’ün dediği gibi;“Ortak ulusal düşüncenin,ahlakın,duygunun,geleneklerin,ortak geçmişin, birlikte yaratılmış ve yaşanmış tarihin,vicdanları ve kafaları doğrudan doğruya birleştiren ortak dilin bir ulusun oluşumunda en önemli etkenler olduğunu biliyoruz.” Yurttaşlık Hareketinin misyonu: Türk toplumunu bu değerlerinden koparmadan,ulusal yapısını ve özelliklerini zedelemeden çağdaş uygarlığa ulaştırmak ve bu uygarlık içinde yapıcı ve yaratıcı bir güç haline getirmektir. Ülkede,farklı siyasi görüşlerde olan pek çok dürüst ve yurtsever insan ancak bir sivil toplum hareketi ile biraraya gelebilir. Bizim görüşümüze göre;Her türlü sorunun temelinde insan kaynağı yatmaktadır.Türkiye’nin en önemli sorunu “yurttaşlık”tır, yurttaşlık bilincinin giderek azalmasıdır. Bunun yerini çıkarcılık, çalışmadan ve üretmeden kazanma, “köşeyi dönme”, çok uzun bir geçmişle kazanılan değerlerimizi çok basit değerlere feda etme düşüncesinin egemen olmaya başlamasıdır.Bu gidişi tersine çevirmek, ülkesini seven yurttaşların biraraya gelmesi ve örgütlenmesi ile olanaklıdır. Atatürk’ün dediği gibi; “Halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak daha çok ve daha fazla aydınlara düşen bir görevdir.” B- Gerekçe; Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ,sosyal,siyasal ve kamusal yapılardaki yetersizliğin giderilmesi ve aydınlanma devriminin yeniden geliştirilerek sürdürülebilmesi için, Türk ulusunun ihtiyacı olan,sorumluluk sahibi,ulusu ve ülkesi için faydalı girişimlerde bulunan, yurduna sahip çıkan,dürüst yurttaş sayısının artırılması,bu yönde insanlarımıza yurttaşlık bilincinin kazandırılması için, Toplumumuzu saran ve geleceğe olan güvenini azaltan,kadercilik,karamsarlık,bağımlılık, umursamazlık,sorumsuzluk gibi kavramlardan kurtulmak ve yurttaşlarımızda inanç ve umut yaratmak için, Çalışmadan ve üretmeden kazanma,çılgınca ve sorumsuzca tüketme kültürüne karşı, çalışarak üreterek kazanma ve toplumsal kalkınma için, Toplumun dengesizliklerine,insancıl değerlerin yozlaşmasına,toplumsal çelişkilerin artışına karşı uyumlu,Devlet-yurttaş işbirliğinin,toplumsal dayanışmanın ve geleceğe olan güvenin kazanılması, sevgi ve dayanışma toplumunun oluşması için, Yutta ve Dünyada barışı düşünen,demokrasi ve hukuk kurallarına bağlı, akla ve ilme dayalı bilimsel araştırmalar yaparak ve projeler üreterek,çağdaş uygarlık seviyesine yükselmek ve bilgi toplumuna erişmek için, Hukukun üstünlüğüne ve adalete olan güveni arttırmak,demokrasiyi ve toplumsal adaleti sağlamak için, Cumhuriyetin temel ilkelerini aşındırmayı demokrasi kavramıyla maskeleyen,demokrasinin halk kitlelerinin yararıyla bütünleşmesini önleyen ve demokrasi kavramını yozlaştıran anlayışlara karşıuyarıcı görevini yapmak ve düşünce üretmek için, Cumhuriyetin temel ilkelerine inanmak,ulusal değerlere ve Atatürk ilkelerine bağlı kalmak,ulusal devletin önemini bilmek,ulusal birliği ve bütünlüğü bölgeler ve sınıflar arası sosyal adalette aramak, eğitimi en sağlam toplumsal bütünleşme aracı saymak ve; tüm bunlara bağlı olarak,tehlikeye giren Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı,bütünlüğü ve bağımsızlığının, ulusun insan kaynağı olan yurttaşların katılımı ile oluşacak güçlü bir sivil toplum tarafından güvence altına alınması için; Yurttaşlık Hareketi Derneği Kurulmuştur. C-Genel İlkeler: 1-Yurttaşlık Hareketinin en özgün anlayışı ÖZGÜRLÜK,EŞİTLİK,ADALET ve DÜRÜSTLÜK, 2-Cumhuriyetin temel ilkeleri,ulusal ve manevi değerlere bağlılık;ULUSALCILIK. 3-Akla ve ilme dayalı bilgiyi eylemle örtüştürerek,çağdaş uygarlık seviyesine yükselmek; EVRENSELLİK. 4-Çalışarak,üreterek kazanma ve KALKINMA, 5-DEMOKRASİ VE HUKUK kurallarına bağlılık 6-Yurtta ve dünyada BARIŞ. D-Amaçlar: 1-Sorumlu ve bilinçli bir sivil toplum için ; KURUMSALLAŞMA, 2-Sorumlu ve bilinçli yurttaş sayısını arttırmak için;YURTTAŞLIK BİLİNCİNİ GELİŞTİRMEK, 3-Doğru ve iyi işleyen bir devlet yönetimi için ;SİYASETİN İZLENMESİ VE DENETİLMESİ, 4-Halka doğru bilgileri aktarmak için ;TOPLUMLA İLETİŞİM, 5-Bilgi toplumuna erişmek ve araştırma,geliştirme için; PROJE ÜRETMEK, 6-Ülkenin ve yurttaşların refahı ve yücelmesi için ;KUVAYI MİLLİYE ruhu ile DAYANIŞMA. E-Başlıca UygulamaYöntemleri: 1-Yurttaşlık Bilinci Eğitimi için “Birey Yurttaş Eğitimi” Projesini uygulamak, 2-Basın ,yayın, internet,radyo ,televizyon araçlarından yararlanmak, 3-Araştırma ,geliştirme ,proje çalışmaları yapmak ve bunları ilgili kuruluşlara sunmak, 4-Sivil Toplum Kuruluşları ile işbirliği, 5-Seminer,sempozyum ve paneller düzenlemek. 6-Kitaplık,kitap ve kültür kulüpleri,toplantı salonları,lokal ve tesisler açmak. F-Dernek amblemimizin anlamı: Mavi zemin: Gelecek için umudu,sonsuzluğu ve sonsuzluğun getirdiği özgürlüğü, Beyaz:Temizliğin ve barışın simgesidir.Elele vererek yurduna sahip çıkan üç dürüst yurttaşın üçgen şeklinde dizilişi,insanın yaratıcı gücünü,ürün alma,akıl,bilim ve bilgeliği , Yeşil Türkiye:Yurdumuzun verimli kaynaklarını ve çevre bilincini gösteriyor.  WEB: www.yhdhaber.com E-Posta:
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Metin -4) İNSAN HAKLARI VE YURTTAŞLIK BİLİNCİ Küreselleşmenin insanlar üzerindeki olumsuz sonuçlarının, büyük çoğunlukla bireyselleştirilmiş,her şeyle,herkesle yıkıcı bir rekabet içinde olan,yalnız, paylaşmaktan korkan,mutsuz,ilişkilerinde çıkar gözeten, manevi duygu ve duyarlılıktan uzaklaşmış,maddiyatçı bir kişiliğe sahip bireyler haline getirdiğini görmekteyiz.(*) Her alanda yaşadığımız hızlı değişim rüzgarları ile baş edebilmenin, ayakta kalmanın,gelişmenin,ezilmemenin tek yolu; sormadan ,soruşturmadan hiçbir şeyi kabul etmemektir. Yurttaşı,toplumsal sorunlara ilgi duyan,bunlar hakkında bilgi sahibi ve bu sorunları çözmek konusunda sorumluluk duymakla kalmayıp,gerekli bilgi ve becerilerle donanmış olan birey olarak tanımlayabiliriz.Bununla beraber,başkalarıyla işbirliği içinde çalışabilme,etkin katılım ve örgütlenme yetilerine sahip,bu yetilerini kullanırken hukukun üstünlüğüne inanmış,insan haklarına saygılı bir yapıya da sahip olmalıdır. Uluslar arasında eşitlik olmadan insan hakları tüm insanlığı kapsayamaz.Bu yüzden emperyalizm dünya barışı ve insan hakları gelişiminin önünde bir engeldir.Yurttaşlık bilinci emperyalizme bu yüzden karşıdır.Çünkü Atatürk’ün dediği gibi; “Sömürgecilik ve emperyalizm bir gün yer yüzünden yok olacak ve yerine milletler arasında hiçbir renk,din ve ırk farkı gözetmeyen bir ahenk ve işbirliği çağı hakim olacaktır.” “Artık insanlık kavramı,vicdanlarımızı arıtmaya ve hislerimizi yüceleştirmeye yardım edecek kadar yükselmiştir...İnsanları mutlu edecek tek vasıta,onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamaya yarayan hareket ve enerjidir.Dünya barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu, ancak, bu yüksek ideal yolcularının çoğalması ve başarılı olmasıyla mümkün olacaktır.” (**) Yurttaşlık bilincinin gelişmesi ve yaygınlaşması demek, o toplumda insan haklarının da gelişmesi demektir.İnsan hakları konusu siyasi çıkarlar için istismar edilmemelidir.Yurttaşlık bilinci ve insan hakları birbirinden ayrılamaz bir bütündür.Yurttaşlık bilincine sahip olmadan insan haklarına ulaşılamaz.İnsanların uluslararası demokratik hukuk kurallarına saygı çerçevesi içinde,yaşadıkları yurdu ve içinde bulundukları toplumu (ulusu) sevmeleri ve onlara sahip çıkıp , değerlerini yükseltmek istemeleri en doğal insanlık hakkıdır.Bir toplumun, başka bir toplum üzerinde, siyasi,ekonomik ve medyatik gücünü kullanarak ,ne ad altında olursa olsun,kendi değer yargılarına göre değişim istemeye ve bu konuda baskıda bulunmaya hakkı olamaz..Demokrasi ve insan hakları, zor kullanarak,işgal ve ambargo gibi yöntemlerle hiçbir topluma mal edilemez. İnsan hakları , barış ve laiklik kavramları, demokrasilerde yurttaşlık bilincinin vazgeçilmez koşullarıdır. Yurttaşlık bilincine sahip , etkili ve katılımcı yurttaş; -Demokrasiye ve hukuk kurallarına bağlıdır.Hukukun üstünlüğüne ve hukuk devletine inanmıştır, haksız uygulamalara karşı tavır alır.Verilen haklar kadar,hak aramanın da kutsal olduğuna inanır. -Özgürlük,Adalet,Eşitlik ve Dürüstlük kavramlarını özümsemiştir. -İnsan onuruna ve insan haklarına duyarlı ve saygılıdır; dünyanın neresinde olursa olsun, insan onuru ile bağdaşmayan – işkence gibi- uygulamalara karşı çıkar.(***) -Yurtsever ve çevrecidir.Doğal kaynaklarına, çevresine,ormanına,yeşiline sahip çıkar. -Barışseverdir,yurtta ve dünyada barışı savunur. -Sınırları uluslararası antlaşmalarla belirli yurdunun bütünlüğünden ve aynı ortak geçmiş ve birlikte yaratılmış tarihe sahip ulusunun birliğinden yanadır. -Tarihine, kültürel kimliğine ve zenginliklerine sahip çıkar. -Laiktir, din ve vicdan özgürlüğüne saygılıdır.Laikliğin,demokrasinin ön koşulu olduğunu bilir. -Demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından, yasama,yürütme ve yargının yanında dördüncü güç olan medyanın tarafsız olması gereğinin ve kendisinin sahip olduğu haber alma özgürlüğünün farkındadır.Yurttaşın toplumsal konularda bilgi sahibi olabilmesi için, basının özgür ve tarafsız olmasının sağlayacağı fırsat eşitliği ,aynı zamanda bir insanlık hakkıdır. Yurttaşların “bilgi edinme hakkı” vardır.Demokrasi için basının eşitlik ve tarafsızlık ilkesine uyması gerekir. -Temsili demokrasiye ek olarak ,katılımcı demokrasinin gereği olan sivil toplum kuruluşlarına üye olur.Yurttaşlık bilinci ve sorumluluğu ile eylem gücüne sahiptir. -Yurttaş olarak bulunduğu ve yerini aldığı alanla ilgili kararları alırken,aklı ve ilmi rehber alır. -Eleştirel düşünmeyi,sorarak,soruşturarak bilgi sahibi olmayı,uyuşmazlıkları anlayışlı yöntemlerle çözmeyi,işbirliği içinde çalışıp örgütlenmeyi, gurupla birlikte karar vermeyi, sağlıklı iletişim kurmayı ,kendini ifade etmeyi ve dinlemeyi bilir, -Çalışarak ve üreterek kazanmaya inanır.Çalışanların ekonomik ve sosyal haklarını bilir. (****) -Haksız rekabete,her türlü imtiyaza karşıdır ve tüketici haklarına sahip çıkar. -Yardımseverdir, kendisinden daha az şanslı olan insanlara yardım elini uzatır. -Bireysel,ulusal ve insanlık onurunun değerlerine önem verir. Yurttaşlık Hareketi Derneği ; küreselleşmenin güç kullanarak insan haklarını siyasi istismarını ve ulusumuzun temel yapısı üzerindeki olumsuz değişimini önleyici çalışmalar yaparak , ulusal birlik ve beraberlik yolunda her türlü girişimin içinde olacaktır. (*)“Geometricilerimiz, kimyacılarımız, astronomlarımız, ozanlarımız, müzisyenlerimiz, ressamlarımız var ; yurttaşlarımız artık yok.” Jean-Jacqucs Rouseu (**)Atatürkçülük,Bilim ve Kültür Eserleri Dizisi, MEB,1984 İstanbul, s.125. (***)Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Bildirgesinden; (1948) 1) Tüm insanlar özgürlük,onur ve haklar bakımından eşit doğarlar.Akıl ve vicdan sahibidirler ve birbirlerine karşı kardeşlik duygusuyla hareket etmelidirler. 2) Herkes ırk,renk,cinsiyet,dil,din,siyasal veya başka herhangi bir ayırım gözetmeksizin bu bildirgede ilan edilen tüm haklardan ve özgürlüklerden yararlanabilir. (****)Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesi: (1966) Sendikalaşma,grev hakkı gibi çalışanların haklarını da içeren,ekonomik ve sosyal hakların da ifade bulduğu belgedir. Metin-5) Kadın ve Yurttaş Hakları Av.Nazan Moroğlu Yeditepe Ü. Hukuk F. Öğretim Görevlisi Genel Olarak Kadın ve Yurttaş Hakları “Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisi”, dünya tarihinde önemli bir yeri olan 1789 tarihli (Declaration des droits de l’homme et du citoyen) Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi’nde kadın yurttaşların gözardı edildiğinin farkedilmesi nedeniyle 1791 tarihinde Fransız Devrimine destek vermiş devrimci kadınlar tarafından hazırlanmıştır. Bilindiği gibi, her insanın eşit ve özgür “yurttaş” olarak haklardan yararlanmasını sağlamak ve kralın mutlak yetkilerine ve baskıya karşı çıkmak amacıyla başlatılan Fransız Devrimi sonucunda, “Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi” yayınlanmış, tüm yurttaşların doğuştan özgür ve eşit oldukları kabul edilmiştir. Kadınların tarihinde önemli bir gelişmeye ışık tutan Fransız Devrimi herkese “eşitlik, özgürlük, kardeşlik” vaad ettiği halde, devrimci kadınlar bu “herkes” içinde kadınların yer almadığı görmüşler ve eşit “yurttaş” olma mücadelelerine devam etmişlerdir. Aslında çok sayıda kadın devrim sürecine destek vermiştir. Ancak, yayınlanan “Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi”, esas itibariyle “erkek yurttaş” açısından haklar getirmiştir. Nitekim, devrim sürecine destek veren kadınların, 1789 tarihli (Declaration des droits de l’homme et du citoyen) “Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi” hazırlanırken “homme” sözcüğü yerine “homme – femme” (erkek-kadın) yazılması talepleri de kabul edilmemiştir. Bu nedenle, devrimci kadınlar 1791 tarihinde “Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisini” ilan etmişlerdir. Görüldüğü gibi, Fransız Devrimiyle birçok ülkeyi etkileyen eşitlik, özgürlük hareketi, kadın yurttaş için erkekle eşit kazanım sağlamamıştır. Kadınlar devrim yıllarında verdikleri mücadelelerle bazı haklar kazanmışlarsa da, söz konusu haklar “erkek ve kız çocukların eşit miras payı almaları; kamusal alanda kadınların tanıklık yapmaları” gibi medeni haklar olup, kadınlar için siyasal haklar öngörülmemiştir. Bu bakımdan, 1791 tarihli “Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisi” daha sonra kadın haklarına yönelik çalışmaları etkileyen ilk yazılı belgedir. Bildirinin 1. maddesinde “Kadın özgür doğar, hukuksal olarak erkekle eşittir” denildikten sonra, 13. maddesinde kadın yurttaşların haklarının güvence altına alınması kamu yararının gereği olduğuna yer verilmiştir. Fransız Devrimiyle mülk sahibi olanlara tanınan Kurucu Meclise girebilme hakkının, kadınlara da bir yurttaş hakkı olarak tanınmasını sağlamak üzere Bildirinin 17. maddesinde mülk edinmenin hem erkek hem de kadın için kutsal ve dokunulmaz olduğu kabul edilmiştir. Ancak, Bildiriyi hazırlayan Olympe de Gouges 1793 yılında “doğa kurallarına başkaldırarak, yönetenin erkek, yönetilenin kadın olması anlayışına aykırı davranması” nedeniyle giyotine mahkum edildiğinde, kararı veren “Devrimci Mahkeme”nin idam gerekçesi, başka söze gerek bırakmayacak kadar açıktır. Gerekçede, “Olympe de Gouges kendi cinsine yaraşmayacak şekilde politikayla ilgilendiği için ve ölümü diğer kadınlara ibret olsun diye, mahkum edilmiştir” denilmiştir. Böylece Bildiride kadın yurttaşlar için talep edilen haklar uzun zaman kağıt üzerinde kalmış ve yaşama geçirilememiştir. Fransa’da 1791 tarihinde Millet Meclisine girme hakkı isteyen kadınlara seçme ve seçilme hakkı ancak 1944 yılında tanınmıştır. Bilindiği gibi, tarihsel süreç içinde bakıldığında, hakların varlığıyla kullanımı arasında her zaman kadınlar aleyhine belirgin bir ayrım olduğu görülmektedir. Bu ayrımcılık günümüzde de değişik alanlarda ve boyutlarda devam etmektedir. Aslında bir ülkede eğitimde, sağlıkta, ekonomide, sosyal, kültürel veya siyasal yaşamda var olan sorunlar, o ülkede kadın erkek bütün yurttaşları etkilemektedir. Ancak istatistiklere bakıldığında, kadınların bu sorunlardan daha olumsuz etkilendiği görülmektedir. Örneğin, dünyada gelişmemiş ülkelerde 21. yüzyılda bile halen okuryazar olmayan çok sayıda insan mevcuttur, okuryazar olmayan yaklaşık 857 Milyon kişinin 600 Milyonu kadındır. Ülkemizde de eğitim fırsatına ulaşamamış, okuryazar olmayan kadınların oranı erkeklerden üç kat fazladır. Siyasal yaşam, ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesinde kadın erkek eşitsizliğinin en belirgin görüldüğü alandır. Türk kadını 1934'den itibaren seçme ve seçilme hakkına sahip olduğu halde, son seçimlere kadar TBMM’de temsil oranı % 4.6’nın üstüne çıkamamıştır. 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde kadın milletvekili sayısında yüzde yüz artış olduğu halde, Türkiye %9 oranla hala dünya ortalamasının en alt sıralarında yer almaktadır. Günümüzde bir ülkede “yurttaş” haklarından söz edebilmek için, o ülkenin hukuk sisteminin din kurallarına değil, ulusal egemenlik temelinde laik hukuk kurallarına dayandırılmış olması gerekir. Bu nedenle, örneğin “ümmet – kul” ilişkisinin olduğu İslam ülkelerinde “yurttaş haklarından”, herkesin eşit haklara sahip olmasından söz edebilmek mümkün değildir. Diğer bir ifadeyle, bir ülkede yurttaş haklarının varlığından söz edebilmek, o ülkede laik hukukun kabul edilmiş olmasıyla mümkündür. Ayrıca, bir ülkenin yönetim biçimi de yurttaş haklarını doğrudan etkilemektedir; “kral – tebaa” ilişkisinin olduğu yönetimlerde “yurttaş haklarını” yaşama geçirmek mümkün olamamaktadır. Yurttaşlık, bireyle devlet arasında Anayasa ve yasalarla belirlenmiş olan karşılıklı hak ve ödevlere dayanan bir bağdır. 1900’lerin başında birçok batı ülkesinde Medeni Kanunların kabulüyle kadınlar özel hukuk alanında erkeklerle eşit olarak “yurttaş” haklarına sahip olmuşlarsa da, kadın haklarının evrensel insan haklarının vazgeçilmez, ayrılmaz ve bölünmez somut bir içeriği olduğu 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kabul görmüştür. Türkiye’de Kadın ve Yurttaş Hakları Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi tüm yurttaşların eşit haklara sahip olmasına, kadın erkek eşitliğine dayanır. Atatürk’ün önderliğinde yürütülen bilinçli ve kararlı bağımsızlık mücadelesiyle kazanılan Kurtuluş Savaşı ardından yeni Türk Devletinin kurulmasıyla, toplumda çağdaş uygar bir yaşam biçiminin yerleştirilmesi ve devletin ulusal egemenlik temelinde yapılandırılması hedeflenmiştir. Bu hedefe ulaşabilmek için ilk on yılda eğitimde, sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal alanlarda devrimler yapılmıştır. Bilindiği gibi, her devrim hukuk devrimini de içerir ve her devletin hukuk sistemi o devletin temeline uymak zorundadır. Ulusal egemenlik temeline dayandırılan Türkiye Cumhuriyeti’nde yapılan hukuk devrimiyle, din esaslarına dayalı hukuk sistemi terkedilmiş, yerine laik hukuk düzeni kurmak üzere Batı ülkelerinde yürürlükte olan yasalar örnek alınmış hatta bazıları aynen benimsenmiştir. Laik hukuk sisteminin en belirgin özelliği; hukuk kurallarının yaşamın akışı içinde gelişen ve değişen ihtiyaçları karşılamak üzere değiştirilebilmesidir, oysa din kuralları değişmez kurallardır. Hukuk Devrimi denilince ilk olarak akla 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilen Medeni Kanun gelir. Özel yaşam ilişkilerinde “kadın – erkek” tüm yurttaşların eşit olarak medeni haklardan yararlanması ve hakları kullanması benimsenmiştir. Medeni Kanun, bu bakımdan ülkede demokratikleşmenin ilk adımı ve çağdaşlığa açılan kapı olarak nitelendirilir. Günümüzde Anayasa başta olmak üzere yasalarda kadınların eşit haklara sahip yurttaşlar olarak bu haklarını kullanmalarına hukuken bir engel bulunmamaktadır. Anayasanın Başlangıç bölümünde de; “her Türk yurttaşının temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak; hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu”, kabul edilmiştir. Türkiye’de kadınların erkeklerle eşit haklara sahip yurttaşlar olmalarına ve kadınlara karşı ayrımcılığın kaldırılmasına yönelik gelişmeleri üç zaman diliminde ele alabiliriz. |